KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6355 E., 2010/1923 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma
Kadastro tespitinde mevcut olup tapu kaydında gösterilmeyen muhdesatın aidiyetinin tespiti ve tapu kaydına şerh verilmesi istemiyle açılan davada mahkemece verilen karar davalı hazine tarafından süresinde temyiz edildiği anlaşılmakla dosya incelendi, gereği görüşüldü;
Davacı ... 2068 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 140 adet zeytin ağacının mülkiyetinin adına tespiti ile tapu kütüğüne işlenmesi istemiyle dava açmıştır.
2068 parsel sayılı taşınmaz 10.12.1985 tarihinde dava dışı 1478 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören vergi kaydının miktar fazlası olarak hazine adına tespit edilmiş taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının ...'e ait olduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Kadastro Komisyonunca tespitin ... adına değiştirilmesi üzerine hazinenin açtığı dava sonucunda Burhaniye Tapulama Hakimliğinin 13.12.1984 gün 1984/42-49 E.K. Sayılı 10.02.1985 tarihinde kesinleşen ilamıyla 2068 parsel sayılı taşınmazın Tapulama Kanunu 37/1 ve 2. maddeleri gereğince hazine adına tapuya tesciline, taşınmazı ihya eden ... ile kanuni halefleri ...'in zilyetliklerinin ihlal edilemeyeceğinin tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş ve şerh tapu kaydına işlenmiştir.
Dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında iddianın öne sürülüş biçimi, davalı tarafın savunması, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanağına yansıyan bilgi ve belgelere ve özellikle 4070 sayılı yasanın 2 ve 8 maddeleri uyarınca taşınmazın satışa çıkarıldığında doğrudan veya öncelikli satış halinde taşınmazın öncelikle zilyedine satılacağı dikkate alındığında davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti için dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir.
Ne var ki; dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 10.02.1985 günü ile davacı tarafından muhdesatın aidiyetinin tespiti ve tapu kaydına şerh verilmesi davasının açıldığı 09.01.2007 günü arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Sözü edilen süre kamu düzenine ilişkin olup, bu nedenle istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunludur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6355, K. 2010/1923, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama