KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6408 E., 2010/3393 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2010
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 26 parsel sayılı 7344,35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine tapu kaydına dayanarak taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek ...'u hasım göstererek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit yada kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Davacı taraf tespit maliki olmayan davalı ...'u hasım göstererek dava açmıştır. Hal böyle olunca, davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmamaktadır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki kadastro hakimi doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğundan, dava konusu 101 ada 26 parsel sayılı taşınmaza ait dosyadaki tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tescile karar verilmesi isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden mahkeme hükmünün 2. bendinde “Tespit Gibi Tesciline...” sözlerinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine “...aslı ve dayanağı belgelerin .../.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6408, K. 2010/3393, 2 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama