KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6648 E., 2010/4052 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2010
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece davacılar vekilinin dava dilekçesi ekinde bulunan vekaletnamesinin dava açmaya yeterli olmadığı, vekaletname veren köy muhtarının dava tarihinden önce öldüğü gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK 67. maddesi hükmünde, vekaletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekilin dava açamayacağı ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamayacağı, gecikmesinde zarar umulan hallerde mahkemenin vereceği kesin süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebileceği, bu süre içinde de vekaletname verilmez veya aynı süre içinde asıl yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse davanın açılmamış sayılacağı, yapılan işlemlerin hükümsüz kalacağı, bu durumda vekilin oturum harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkum edileceği belirtilmiştir.
Somut olaya gelince, davacı ...., Köyü Tüzel Kişiliği adına köy muhtarı ... tarafından verilen 30.5.2006 tarihli vekaletname ile dava açılmış, köy muhtarı ...'ün ise nüfus kayıtlarından 29.6.2007 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca ...., Köyü Tüzel Kişiliği adına vekaletname veren muhtarın ölmesine rağmen ....,Köyünün Tüzel Kişiliği devam ettiği de gözetilerek ayrıca yukarıdaki hukuksal olgularda dikkate alınarak mahkemece davacı vekiline geçerli vekaletname ibraz etmesi için kesin süre verilmeli, ibraz ettiği takdirde delillerin sorulup saptanması, gösterilecek delillerin toplanması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre ve davanın esası yönünden bir hüküm verilmesi;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6648, K. 2010/4052, 24 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama