KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6691 E., 2010/4824 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2010
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 111 ada 37 parsel sayılı 69.634,93 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak mera niteliği ile sınırlandırılmıştır.
Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmaz içerisindeki iki parça yerin kendisi adına tespit edilen 111 ada 38 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi talebiyle hazineyi hasım göstererek dava açmış, dava devam ederken Hatipli Köyü Tüzel Kişiliği de davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece davanın reddine, 111 ada 37 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi mera olarak özel siciline tesciline, 111 ada 38 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu 111 ada 37 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu, söz konusu mera niteliğindeki taşınmaz içerisinde bulunan temyize konu iki ayrı taşınmaz bölümünün mera parseli ile bütünlük arz ettiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Gerçekten dava konusu 111 ada 37 parsel sayılı taşınmazın temyize konu bölümlerinin sınırlarında eylemli biçimde kamu malı niteliğinde mera olan dava ve temyize konu olmayan taşınmaz kesimlerinin bulunduğu dava konusu taşınmazın temyize konu bölümlerinin sınırlarını oluşturan taşınmaz kesimleri ile arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir.
Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümlerinin sınırını oluşturan mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen işbu hükümle kesinleşen taşınmaz kesimine el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...’nün sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki 111 ada 38 parsel sayılı taşınmaz dava konusu olmadığı halde mahkemece taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi isabetsiz, bu nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde ise de yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 2 nolu bendinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine “Dava konusu olmayan 111 ada 38 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı ve dayanağı belgelerin, tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine” sözlerinin yazılmasına,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6691, K. 2010/4824, 21 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama