KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6712 E., 2010/6097 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2010
Karar Metni
797 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 189 ada 41 parsel sayılı 22846,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, ifraza ve paylaşmaya dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında ... ve ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine, dava ve temyize konu taşınmazın 2/4 payının davalı ..., 1/4 payının davacı ... ve katılan davacı ...'nın miras bırakanı babaları ..., 1/4 payının da davacı ... ve katılan davacı ...'nın miras bırakanı dedeleri ... adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava ve temyize konu 189 ada 41 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ... ...'ten kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ... ...'in sağlığında yerlerini bir kısım çocuklarına bağışlayıp bağışlamadığı ya da mirasının ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır. Bu hususta yeterli bir araştırma yapılmamıştır. Öte yandan yargılama sırasında davalı ..., davacı ... ve katılan davacı ...'nın miras bırakanı babaları ...'yı hasım göstermek suretiyle açtığı tapuya dayalı
el atmanın önlenmesi davasına ilişkin Hafik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1991/30-45 E.K sayılı ilamına ve ilamın dayanağı 16.8.1976 tarih 64 sayılı tapu kaydına tutunduğu halde mahkeme ilamının kapsamı belirlenmemiş, tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tedavülleri ile birlikte getirtilerek yöntemine uygun şekilde uygulanmamıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları ile davalının tutunduğu tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız,
yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın yerlerini bir kısım mirasçılara bağışlayıp bağışlamadığı ya da mirasçıların diğer mirasçılara paylarını temlik edip etmediği belirlenmeli, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu 189 ada 41 parsel sayılı taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli,
mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı,
özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı,
bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi tespit edilmeli davalının tutunduğu meni müdahale davasının kapsamı belirlenerek ilamın taraflar arasında kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturmadığı tespit edilmeli aynı şekilde 16.8.1976 tarih 64 sayılı tapu kaydının kapsamı belirlenmeli, gerek elatmanın önlenmesi davasının, gerekse tapu kaydının kapsamının belirlenebilmesi için ilamın dayanağı bulunan ve ... tarafından düzenlenen 11.8.1988 tarihli rapor ve krokiden yararlanılmalı,
uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6712, K. 2010/6097, 25 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama