KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6745 E., 2010/77 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2010
Karar Metni
602 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların davacı tarafından yapıldığının ve mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti ile çekişmenin giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne; 2003 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davaya konu otel binası ve çevresindeki ağaçların davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm usül hükümlerine uygun düşmemiştir.
Öğreti ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre; tespit davalarının dinlenebilmesi için kural olarak davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği, hukuki yararın da olumlu dava koşulu olduğu ve taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınacağı, hukuki yararın bulunmadığının belirlenmesi halinde davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Üzerinde muhtesat bulunan taşınmazın ortaklığının giderilmesinin dava edilmesi halinde, bu muhtesatın maliklerden bir veya birkaçına ait olduğuna ilişkin tapu kaydında şerh varsa veya bu hususta tüm taşınmaz malikleri arasında oybirliği sağlanabiliyorsa ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemece taşınmazın muhtesatsız çıplak değeri ile muhtesat değerinin ayrı ayrı belirlenerek taşınmazın muhtesatlı değerinin yüzde kaçının arza, yüzde kaçının muhtesata isabet ettiğinin saptanması,
muhtesatla birlikte satılacak olan taşınmazın satış parasının paylaştırma oranları belirlenirken taşınmazın muhtesatsız çıplak değerinin taşınmazdaki mülkiyet payları oranında tüm maliklere, muhtesatın değerinin ise sadece muhtesatı meydana getiren malik veya maliklere verilmesini sağlayacak şekilde oranlama yapılması, satış bedelinin belirlenecek bu oran dahilinde taşınmaz maliklerine dağıtılmasına karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Muhtesat konusunda tapu kaydında şerh bulunmaması veya malikler arasında oybirliği sağlanamaması halinde çıkan uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceği ise HUMK. nun 567. maddesi hükmünde açıklanmıştır.
Bu madde hükmüne göre muhtesat değeri sulh mahkemesinin görevini aşmıyorsa uyuşmazlığın ortaklığın giderilmesi davasına bakan sulh mahkemesince, aşması halinde ise görevli Asliye Mahkemesince çözümlenmesi, uyuşmazlığı çözmenin Asliye Mahkemesinin görevine girmesi halinde ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemenin muhtesatın kendisi tarafından meydana getirildiğini öne süren malik veya maliklere bu konuda dava açması için 10 günlük kesin süre vermesi ve verilen süre içinde dava açılması halinde de bu davanın sonucunun beklemesi gerekir.
Somut olaya gelince, toplanan delillerden davaya konu muhtesatların (otel binası ve ağaçların) tapuda kayıtlı 2003 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunduğu, tarla nitelikli taşınmazda tarafların elbirliği halinde malik oldukları, taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemiyle Kemer Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/140 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, bu dosyanın yargılaması sırasında tarafların davaya konu muhtesatların aidiyeti konusunda ittifak sağladıkları anlaşılmaktadır.
Ortaklığın giderilmesi davasının davacısı ve eldeki davanın davalısı olan ... muhdesatlar üzerinde herhangi bir iddiasının bulunmadığını, muhdesatların kim tarafından meydana getirildiğini bilmediğini ancak kaçak yapı olmaları nedeniyle oranlama yapılmamasını savunmuş, sonraki aşamalarda da muhdesatların aidiyeti iddialarını kabul etmiştir, dosyamızda taraf olmayan diğer paydaşlar da karşılıklı muhdesat iddialarını kabul etmişlerdir.
Nitekim ortaklığın giderilmesi davasında 13.06.2008 tarihinde verilen hüküm 6.Hukuk Dairesince muhdesatların aidiyeti hususunda ittifak bulunduğu, muhdesatların ve değerlerinin keşfen saptandığı vurgulanarak ve oran kurularak karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuştur.
Az yukarıda açıklandığı üzere davanın esası yönünden bir hüküm verilebilmesi için öncelikle davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının mahkemece kendiliğinden araştırılıp soruşturulması, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğunun belirlenmesi halinde davanın esasına girilmesi gerekir.
Davaya konu muhdesatların aidiyeti hususunda tüm taşınmaz malikleri arasında oybirliği sağlanabildiğine göre ortaklığın giderilmesi davasına bakan Sulh Mahkemesince yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ortaklığın giderilmesi davasında ihtilaf konusu olmayan aidiyet hususunda ayrı bir dava açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6745, K. 2010/77, 18 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama