KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6819 E., 2010/4134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2010
Karar Metni
868 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 108 ada 17 parsel sayılı 9.243,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı Hazineye ait 4753 sayılı Yasa ile oluşturulan 19.11.1963 tarih ve 768 sayılı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı, tapunun tesisinden geriye doğru davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46. maddesinde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda kadastro tespiti sırasında taşınmaza uygulanan 19.11.1963 tarih ve 768 sayılı tapu kaydı ile taşınmaz davalı hazine adına tescil edilmiştir.
Davalı hazineye ait tapu kaydının dayanağını teşkil eden 24.8.1963 tarihli belirtmelik tutanağında 104 sayılı tevzi parselinin kanunları uyarınca hazineye intikal ettiği, 1937 tarih 50 tahrir sayılı vergi kaydı ile Hazine adına kayıtlı olduğu, ... ve ... ... işgalinde olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tapu kaydı oluşturulmuştur.
Belirtmelik tutanağında uygulandığı vurgulanan 1937 tarih 50 tahrir numaralı vergi kaydının Hazine adına oluşma nedeni araştırılmamış, buna ilişkin belgeler getirtilmemiş, dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneklerinden belirtmelik bilirkişilerinin ölü olduğu anlaşılmakta ise de belirtmelik tutanağında muhtar ve aza olarak imzası bulunan şahısların ölü olup olmadıkları araştırılmamış, sağ iseler belirtmelik tutanağının içeriği hakkında tanık olarak bilgilerine başvurulmamıştır.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 30/1. maddesi hükmüne göre tutanak bilirkişilerinin beyanları ile mahalli bilirkişi ve tanık beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin dinlenmesi gerekirken tüm tutanak bilirkişileri dinlenmemiştir. Ayrıca dava konusu taşınmaza komşu 108 ada 22 parsel sayılı taşınmazın dayanağı tapu kaydında doğu sınırı mera okuduğu ve belirtmelik haritasında da yakında mera gözüktüğü halde yöntemince mera araştırması yapılmamıştır.
Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez.
Mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle belirtmelik tutanağında uygulanan Hazineye ait 1937 tarih 50 tahrir sayılı vergi kaydının Hazine adına kayıt edilmesinin nedenini oluşturan belgeler, belirtmelikte imzası bulunan tüm muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı,
yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilerek dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında komşu köylerden seçilecek elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, sağ ise belirtmelikte adı geçen muhtar ve azalar, tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 8.11.1963 tarih ve 768 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak,
hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kapsamı belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kaydın revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı, aynı şekilde belirtmelikte uygulanan vergi kaydı da uygulanarak kapsamı belirlenmeli, vergi kaydının Hazine adına oluşum nedeni üzerinde durulmalıdır.
Yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı, taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar belirtmeliğin içeriği hususunda dinlenilmelidir.
Bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmelidir.
Ayrıca uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmelidir.
Dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan tespit ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın mera olmadığı ve kanunları uyarınca da hazineye intikal eden yerlerden olmadığı saptandığı takdirde 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 46. maddelerindeki hükümler uyarınca zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye,
uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6819, K. 2010/4134, 28 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama