KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6975 E., 2010/322 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2010
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davacı tarafın yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de kurulan hüküm davanın niteliğine, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan alacaklarda, zarar görenin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faiz isteme ... bulunduğundan, zarar görenin faiz isteyebilmesi için temerrüt gerekli değildir. Hal böyle olunca, haksız fiilden kaynaklanan alacaklarda talep halinde haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren faiz hesaplanmalıdır.
Ayrıca, HUMK 388/son ve 389. maddeleri hükmüne göre, hüküm fıkrasında istek sonuçlarının her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli bir şekilde hüküm kurulması zorunludur.
Bu olgunun sonucu olarak itirazın iptali davalarında itiraz iptal edilen asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı ile varsa diğer kalem alacakların hüküm yerinde gösterilmesi, davacının yerinde görülen toplam alacağına yönelik itirazın iptaline karar verilmesi, hüküm oluşturulurken Borçlar Kanununun 104/son maddesi hükmüne göre temerrüt faizine takip tarihinden sonraki dönemde yeniden faiz işletilmesinin yasak olduğu olgusunun gözden kaçırılmayarak sadece asıl alacak ve faiz yürütülmesi mümkün olan diğer alacaklara takip tarihinden itibaren faiz yürütülerek tahsiline imkan verecek şekilde hüküm oluşturulması,
işleyen faize takip tarihinden sonraki dönem için faiz yürütülmemesi gerekir.
Somut olaya gelince, davacı taraf kaçak su bedelinin tahsili amacıyla davalı taraf aleyhine 31.03.2006 tarihinde takip başlatmış, 14.318,40 TL asıl alacak, 500,16 TL işlemiş faiz ve 1,00 TL ÇTV olmak üzere toplam 14.819,56 TL alacağın takip tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece bilgisine başvurulan ve hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda davacı tarafın asıl alacağının 103,43 TL olduğunu açıklanmış, mahkemece de verilen bu rapor doğrultusunda 103,43 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmiştir. Ne var ki, bilirkişi tarafından işlemiş faiz hesaplanmadığı gibi, mahkemece de icra takibine konu edilmesine rağmen işlemiş faize hükmedilmemiştir.
O halde, dosya yeniden bilirkişiye verilerek, davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu işlemiş faiz ve toplam alacak miktarı yeniden hesaplatılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek asıl alacak ve işlemiş faiz toplam miktarı üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına imkan verecek şekilde hüküm oluşturulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6975, K. 2010/322, 26 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama