KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7125 E., 2010/1922 K.·Yargıtayilamı
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Çaycuma Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafça istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı ... kendisi ile davalı ... ... (....) ve diğer davalılar miras bırakanı ... adına tapuda kayıtlı ortaklığın giderilmesi davasına konu 129 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan kadastro tespitinden önce meydana getirilen üç adet kargir yapının miras bırakanı ... ... tarafından yapıldığının tespiti ile beyanlar hanesine şerh verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar duruşma gününün tebliğine rağmen duruşmaya gelmemişler, herhangi bir cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne, 129 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki tek katlı kargir ev, ahır ve ardiyenin İsmail oğlu 15.2.1935 doğumlu ... ...'e ait olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ....., ... ve ... ile ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibariyle taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatı meydana getirenin tespiti ile beyanlar hanesine şerh verilmesi istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi içeriği ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, toplanan delillerden ve özellikle getirtilen tapu kaydı ve dayanağı kadastro tespit tutanağı içeriği ve dinlenilen tanık beyanlarından davaya konu 129 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapıların tümünün kadastro tespit gününden önce davacının miras bırakanı... tarafından meydana getirildiği ve tespit gününde de mevcut oldukları, ancak o günkü yasal düzenlemeler çerçevesinde kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmediği mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenle davaya konu muhdesatın davacı tarafın miras bırakanı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne varki Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kural olarak taşınmaz üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların mülkiyeti taşınmazın arzının mülkiyetine tabidir. Muhdesatların taşınmazın arzından bağımsız bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu olgu gözetildiğinde taşınmaz üzerindeki muhdesatın mülkiyetinin tespitinin istenilemeyeceği, mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7125, K. 2010/1922, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama