KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7144 E., 2010/5790 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
Karar Metni
377 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 62 parsel sayılı 319684,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın bir bölümü hakkında dava açmıştır. Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 101 ada 62 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 28.4.2008 günlü haritada (A) harfiyle gösterilen 32865,12 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline, geriye kalan bölümünün ... Köyü Tüzel Kişiliği adına mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir
Mahkemece dava ve temyize konu 101 ada 62 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 28.4.2008 günlü haritada (A) harfiyle gösterilen 32865,12 metrekare yüzölçümündeki kesiminin kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde taşınmaz bölümleri üzerinde adına tescile karar verilen zilyet davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanıla geldiğinin saptanması yada taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesine bağlıdır.
Dava konusu taşınmazın 4753 sayılı Yasa uyarınca yapılan mera tahsisine ilişkin harita kapsamında kaldığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik, süresi ne olursa olsun, hukukça değer taşınmaz. Bu nedenle eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilmesi olanaksızdır. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu taşınmazın mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7144, K. 2010/5790, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama