KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7697 E., 2010/5965 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2010
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 123 ada 133 parsel sayılı 2530,27 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ... adına, aynı ada 134 parsel sayılı 1829,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ... adına miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak,
aynı ada 552 parsel sayılı 993,81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eşit paylarla davalılar ..., ... ve ölü olduğu belirtilmek suretiyle Zekeriya Bekgöz adına, aynı ada 553 parsel sayılı 4924,41 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... ve ... adlarına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğu, taşınmazlar üzerinde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7697, K. 2010/5965, 20 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama