KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7754 E., 2010/5763 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2010
Karar Metni
1.032 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 103 ada 15 parsel sayılı 8100,07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı Yasaya göre oluşan tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı hazineye ait 1963 yılında 4753 sayılı Yasa ile hazine adına oluşturulan 06.11.1963 tarih ve 25 sayılı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı, tapunun tesisinden geriye doğru davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46. maddesinde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda kadastro tespiti sırasında taşınmaza uygulanan ve uyduğu tespit edilen 06.11.1963 tarih ve 25 sayılı tapu kaydı ile taşınmaz davalı hazine adına tescil edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespiti sırasında uygulanan 06.11.1963 tarih ve 25 sayılı tapu kaydının tevzi haritası getirtilerek keşifte uygulanmamış, haritası yoksa kaydın kuzey ve güney sınırı mera olduğundan gayri sabit hudutlu olması nedeniyle miktarına göre kapsamı belirlenmemiştir. Yine bu tapu kaydının kadastro tespiti sırasında uygulandığı parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri getirtilerek değerlendirilmemiştir.
53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun 29-L paftası ve 8 sayılı parselinden ifrazen oluşan 91 ve 92 sayılı komisyon parsellerine ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritası getirtilmemiş, fen bilirkişi rapor ve krokisine göre hazinenin dayanağını oluşturan 06.11.1963 tarih ve 25 sayılı tapu kaydı kapsamında kalan ve krokisinde (92) olarak etrafı kırmızı kalem ile çevrili bölüm içinde gösterilen tüm parseller ile bu parselleri dıştan çevreleyen tüm taşınmazlara ait onaylı kadastro tespit tutanağı örnekleri getirtilmemiştir.
Belirtmelik tutanağında uygulandığı vurgulanan 1937 tarih 47 tahrir sayılı vergi kaydının kadastro sırasında her hangi bir taşınmaza uygulanıp uygulanmadığı Tapu Sicil Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden sorulup araştırılmamış, dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden belirtmelik bilirkişilerinden Cemil Canan dışındaki bilirkişilerin ölü olduğu anlaşılmakta ise de belirtmelik tutanağında muhtar ve aza olarak imzası bulunan şahısların ölü olup olmadıkları araştırılmamış, sağ iseler belirtmelik tutanağının içeriği hakkında tanık olarak bilgilerine başvurulmamıştır.
Yine belirtmelikte geçen ve taşınmaza zilyet olan şahısların kim olduğu üzerinde durulmamıştır. Ayrıca dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kaydının kuzey ve güney sınırlarını mera okuduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Yetersiz inceleme ile karar verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tespite esas alınan 06.11.1963 tarih ve 25 sayılı tapu kaydının varsa haritası ile, dava konusu taşınmaz dışında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin, öte yandan belirtmelik tutanağının oluşumuna dayanak teşkil eden 1937 tarih 47 tahrir sayılı vergi kaydının da kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı,
revizyon görmüş olmaları halinde dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, özellikle 53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun 29-L paftası ve 8 sayılı parselinden ifrazen oluşan 91 ve 92 sayılı komisyon parsellerine ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritasının,
fen bilirkişi rapor ve krokisine göre hazinenin dayanağını oluşturan 06.11.1963 tarih ve 25 sayılı tapu kaydı kapsamında kalan ve krokisinde (92) olarak etrafı kırmızı kalem ile çevrili bölüm içinde gösterilen tüm parseller ile bu parselleri dıştan çevreleyen tüm taşınmazlara ait onaylı kadastro tespit tutanağı örnekleri ile varsa dayanağı kayıtların ve belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden,
4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilerek dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında komşu köylerden seçilecek elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, belirtmelik bilirkişileri ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 06.11.1963 tarih ve 25 sayılı tapu kaydı ile 1937 tarih 47 tahrir sayılı vergi kaydı uygulanarak,
hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kayıtların haritası varsa kapsamı haritasına göre, haritası yoksa kayıt hudutları gayri sabit olduğundan miktarına göre belirlenmeli, tapu ve vergi kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kayıtların revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından, ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı,
bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,
taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar sağ ise, yerel bilirkişi, tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli,
komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan tespit ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı ve mera olmadığı saptandığı takdirde zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye,
bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7754, K. 2010/5763, 13 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama