KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7762 E., 2010/5768 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2010
Karar Metni
988 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 134 ada 20 parsel sayılı 23048 m² yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı Yasaya göre oluşan tapu kaydına dayanılarak ve ...'in işgalinde olduğu belirtilmek suretiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 134 ada 20 parsel sayılı taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, hazinenin tutunduğu 8.11.1963 tarih ve 367 sayılı tapu kaydının oluşum tarihinden geriye doğru davacı ... yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluştuğundan söz edilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda kadastro tespiti sırasında taşınmaza uygulanan ve uyduğu tespit edilen 8.11.1963 tarih ve 367 sayılı tapu kaydı ile taşınmaz davalı hazine adına tescil edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespiti sırasında uygulanan 8.11.1963 tarih ve 367 sayılı tapu kaydının tevzi haritası getirtilerek keşifte uygulanmamış, haritası yoksa kaydın “Mera, Kuru Dere ve Şemdinli Şosesi” olan hudutları ile gayri sabit hudutlu olması nedeniyle miktarına göre kapsamı belirlenmemiştir.
Yine bu tapu kaydının kadastro tespiti sırasında revizyon gördüğü parseller bulunup bulunmadığı, Kadastro Müdürlüğünden de sorularak revizyon görmüş ise dıştan komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri getirtilerek değerlendirilmemiştir. 53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun belirtmelik tutanağı, 29-P paftası ile 63 sayılı komisyon parseline ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritası getirtilmemiştir.
Belirtmelik tutanağında uygulandığı vurgulanan 1937 tarih 21-29 tahrir numaralı vergi kayıtlarının kadastro sırasında her hangi bir taşınmaza uygulanıp uygulanmadığı Özel İdare Müdürlüğü, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulup araştırılmamış, dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden belirtmelik bilirkişilerinin ölü olduğu anlaşılmakta ise de belirtmelik tutanağında muhtar ve aza olarak imzası bulunan şahısların ölü olup olmadıkları araştırılmamış, sağ iseler belirtmelik tutanağının içeriği hakkında tanık olarak bilgilerine başvurulmamıştır.
Ayrıca dava konusu taşınmazın güney sınırında 58 komisyon parsel sayılı eylemli mera bulunduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Yetersiz inceleme ile karar verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle hazine adına tapuda kayıtlı 8.11.1963 tarih ve 367 sayılı tapu kaydının tüm tedavülleri, varsa haritası, tapu kaydı revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak örneklerinin, özellikle 53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun 29-P paftası ile 63 sayılı komisyon parseline ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritasının,
fen bilirkişi rapor ve krokisine göre hazinenin dayanağını oluşturan 8.11.1963 tarih ve 367 sayılı tapu kaydı kapsamında kalan ve krokisinde (63) olarak etrafı kırmızı kalem ile çevrili bölüm içinde gösterilen tüm parseller ile bu parselleri dıştan çevreleyen tüm taşınmazlara ait onaylı kadastro tespit tutanağı örnekleri varsa dayanağı kayıtların ve belirtmelikte imzası bulunan tüm muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri ile getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden,
4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilerek dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında komşu köylerden seçilecek elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, belirtmelik, tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 8.11.1963 tarih ve 367 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak,
hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kayıtların haritası varsa kapsamı haritasına göre, haritası yoksa kayıt hudutları gayri sabit olduğundan miktarına göre kapsamı belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kayıtların revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı, icar ile kullanılıp kullanılmadığı,
taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar sağ ise belirtmeliğin içeriği hususunda dinlenilmeli, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar sağ ise, yerel bilirkişi, tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın öncesinin mera olmadığı ve hazinenin dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığının saptanması halinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 ve 14. maddelerinde öngörülen koşulların;
kısmen ya da tamamen kayıt kapsamı dışında kalıyor ise kadastro tespit tarihinde 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde de öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7762, K. 2010/5768, 13 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama