KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8110 E., 2010/394 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2010
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 107 ada 130, 131, 132 ve 133 parsel sayılı sırasıyla 2415 m², 574 m², 3903,50 m² ve 6717,67 m² yüzölçümündeki taşınmazlar mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı ..., ..., ... ve ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne, 107 ada 130 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 107 ada 131 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına, 107 ada 132 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 01.08.2008 günlü haritada (A) harfiyle gösterilen kesiminin davacı ... adına, geriye kalan kesiminin ise davacı ... adına, 107 ada 133 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 107 ada 130, 131, 132 ve 133 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Gerçekten kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Dava ve temyize konu taşınmazların sınırlarını oluşturan komşu 107 ada 136, 137 ve 251 parsel sayılı taşınmazların 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği ve tespitin kesinleştiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmazlar ile sınırlarını oluşturan komşu 107 ada 136, 137 ve 251 parsel sayılı taşınmazlar arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür.
Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmazların sınırlarını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen ve tespiti kesinleşen komşu taşınmaza el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir.
Öğretide, uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu taşınmazların mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8110, K. 2010/394, 28 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama