KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8224 E., 2010/570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
Karar Metni
703 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine, davacı ... ve ... ile ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 127 ada 47 parsel sayılı 3128742,86 m² yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davacılar ... ve ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Yargılama sırasında ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacılar ... ve ...'in davasının feragat nedeniyle reddine, davacılar ... ve ...'nin davasının reddine, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, 127 ada 47 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 7.5.2007 günlü haritada (b2) harfiyle gösterilen 5398,89 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline, katılan davacı ...'ın davasının kabulüne, 127 ada 47 parsel sayılı taşınmazın aynı haritada (d1) harfiyle gösterilen 5819,18 m² ile (d5) harfiyle gösterilen 4305,28 m² yüzölçümündeki bölümlerinin katılan davacı ... adına tapuya tesciline,
geriye kalan 3113219,51 m² yüzölçümündeki bölümünün tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine, davacı ... ve ... ile ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-İncelenmesi istenilen mahkeme ilamının davacılar ... ve ... ile ... ve ... vekili Av. ...’a tebliğ edildiği 11.7.2008 günü ile temyiz dilekçesinin mahkemeye verildiği 31.7.2008 günleri arasında yasada öngörülen temyiz süresi geçmiştir. Açıklanan nedenlerle adı geçen davacıların temyiz inceleme isteklerinin süre aşımından REDDİNE,
2-Davalı hazinenin temyiz inceleme isteğine gelince; mahkemece dava ve temyize konu 127 ada 47 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 7.5.2007 günlü haritada (b2), (d1), (d5) harfleri ile gösterilen kesimlerinin mera tahsis haritasının dışında kaldığı, kamu malı niteliğinde mera olmadığı, tespit gününde taşınmaz bölümleri üzerinde adına tescile karar verilen zilyet davacılar ... ve ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro tespitlerinden önce yetkili idari merciler tarafından 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisinin yapıldığı, kadastro sırasında da çekişmeli taşınmazın 4342 sayılı Yasa uyarınca yapılan tahsis dikkate alınarak ve kadim kullanıma dayanılarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi uyarınca mera olarak sınırlandırıldığı, mera tahsisi ile kadastro tespitlerinin aynı zamanda askı ilanına çıkartıldığı dosya içeriği ile anlaşılmaktadır.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanıla geldiğinin saptanması yada taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesine bağlıdır.
Dava konusu taşınmazın ihtilafsız olan ve hükümle kesinleşen bölümü ile temyize konu bölümleri arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır gösterilmemiştir. Meralar içerisinde öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre “dere”, “tepe”, “yol”, “hendek” ve “çukur” gibi doğal yada yapay sınır yerlerinin her zaman bulunması mümkündür. Hal böyle olunca; dava ve temyize konu taşınmaz bölümlerinin öncesinin sınırlarını oluşturan ve hükümle kesinleşen eylemli meranın bir bölümünü oluşturduğunun ve meradan kazanıldığının kabulü gerekir. Öğretide, uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Bölgede mera tahsisinin yapıldığı gün ile kadastro tespitinin yapıldığı günler arasında 20 yıllık iktisap sağlayan ve davanın dayanağını oluşturan yasal süre de geçmemiştir.
Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu taşınmazın mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Dava ve temyize konu taşınmaz bölümlerine sınırda komşu 127 ada 52, 53 ve 57 parsel sayılı taşınmazların şahıslar adına yapılan tespitlerinin kesinleşmiş olması da sonuca etkili değildir. Kaldı ki hazinenin koşullarının varlığı halinde anılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi hükmüne dayanarak dava açması hukuken olanaklıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8224, K. 2010/570, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama