KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8291 E., 2010/1473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2010
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma
Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafça istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının miras bırakanın kim olduğunu ve mirasçılarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 29. maddesi hükmünde; bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimsenin iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, 30. madde hükmünde de; doğum ve ölümün öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir.
Somut olaya gelince, davacı anne kolundan büyükannesi ...'ın annesi ...'nın öldüğünü, geriye mirasçı torunları ... ve ...'ı bıraktığını, bunların da ölümü ile mirasçı olarak kendisinin kaldığını öne sürerek dava açmış, delil olarak da büyükannesi ... ile annesi ...'ın nüfus aile kayıtlarını dosyaya ibraz ederek tanık göstermiştir.
Davacı mirasçılık belgesi verilmesini isteyebilmek miras bırakanın öldüğünü ve ölüm tarihini, miras bırakan ile kendisi arasındaki irs bağını kanıtlamak zorundadır.
Dinlenilen davacı tanıkları 1938 doğumlu ... ve 1942 doğumlu ... birbirini doğrulayan ve tamamlayan beyanlarında miras bırakan ...'nın kızı ... öldüğünde sağ olduğunu, babaları ...'nın ...'ın ölümünden sonra kendi anneleri ... ile evlendiğini, miras bırakan ...'nın ... öldükten sonra da babaları ... ve kendileri ile birlikte kalmaya devam ettiğini, ... kendisi 15-16 yaşlarında iken, ... ise 10 yaşlarında iken ...'nın öldüğünü açıklamışlardır.
Bu tanıkların beyanlarına göre miras bırakan ...'nın 1952-1954 yılları arasında öldüğü, öldüğünde dul olduğu, eşi ...'nin sağ olmadığı anlaşılmaktadır.
Nüfus kayıtlarında da miras bırakan ...'nın kızı ...'nın miras bırakandan önce ve 14.04.1932 tarihinde davacı tanıklarının babası olan ... ile evli iken öldüğü, geriye oğlu ... ile kızı ...'i bıraktığı, ... 'nın halen sağ olduğu, ...'in ise dul olarak 04.09.1996 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı ...'i bıraktığı görülmektedir.
Miras bırakan ...'nın ölüm gününde kızı ...'nın sağ olmadığı gözönüne alındığında ...'nın mirasının ...'nın altsoyuna, dolayısıyla eşit paylı olarak ...'nın oğlu ... ile kızı ...'e, ...'in payının da dul olarak ölümü üzerine davacı ...'e kalacağı kuşkusuzdur. Davacı tanık beyanları ve nüfus kayıtları ile miras bırakanın öldüğünü ve ölüm gününü, miras bırakanla aralarındaki irs bağını kanıtlamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8291, K. 2010/1473, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama