KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8397 E., 2010/7101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2010
Karar Metni
354 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 103 ada 96 parsel sayılı 3486,32 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak taşınmazın 1/2 payına yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın eşit paylarla davacı ... ve davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 103 ada 96 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı ...’nın miras yolu ile gelen 1/2 payının bulunduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyize konu 103 ada 96 parsel sayılı taşınmazın davacı ... ile davalı ...'ın bayiinin ortak miras bırakanı ... ve ...’den kızları ... ve ...’ya kaldığı yönünde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, ... ve ...’nin ölüm gününden sonra kızları ... ile ... arasında yöntemine uygun biçimde, paylaşım yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi taşınmazın intikal ve kullanım şeklini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler ile tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taraflarında aynı şekilde gösterecekleri tanıklar ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazın kimden kime nasıl intikal ettiği, paylaşma yapılıp yapılmadığı, zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüşü olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, paylaşma yapılmamış ise terekenin iştirak halinde bulunduğu gözetilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8397, K. 2010/7101, 10 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama