KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8491 E., 2010/3052 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2010
Karar Metni
864 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin olarak dairemizce verilen 23.01.2009 gün ve 2008/708 E., 2009/162 K. sayılı ilamın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, tetkik hakiminin raporu okundu, açıklamaları dinlendi. Dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü: 1-Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların (Biri iki katlı, diğeri tek katlı 2 adet bina) aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Tapuda taraflar adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı 36895 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davaya konu binalardan, uzman bilirkişiler ... ... ve ... ... tarafından verilen 21.03.2008 günlü rapor ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen, 40/1 kapı numaralı 2 katlı binanın birinci katının sağlığında tarafların ortak miras bırakanı ... ... tarafından yapılarak davacının miras bırakanı ... ...'e verildiği, bu bina üzerindeki ikinci katın da sonradan ... ... tarafından yapıldığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre iki katlı binanın ... ... tarafından yapıldığının ve mirasçılarına ait olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ...'in aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece davanın kabulü doğrultusunda hüküm oluşturulmuş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK 388/2-son ve 389 uncu maddeleri hükmüne göre mahkemelerce verilecek gerekçeli kararda davanın taraflarının ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin gösterilmesi ayrıca hüküm fıkrasında istek sonuçlarının her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm oluşturulması zorunludur.
Açıklanan bu yasal olgular dikkate alındığında; bir dava ancak davanın tarafları arasında görülüp sonuçlandırılabilir ve yargılama sonucunda verilecek gerekçeli kararda da davacı ve davalı olarak ancak davanın tarafları gösterilebilir. Davada taraf olmayan kişilerin gerekçeli kararda davacı veya davalı olarak gösterilmesi ve leh veya aleyhlerine hüküm oluşturulması mümkün değildir.
Bunun yanında bir davada birden fazla kalemden istekte bulunulması halinde yapılacak yargılama sonucunda mahkemece verilecek hükümde her bir istek kalemi yönünden olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi, davadaki isteklerin tümünün yerinde görülmesi halinde davanın kabulüne, bir kısmının yerinde görülmesi halinde davanın kısmen kabulüne, hiçbirinin yerinde görülmemesi halinde ise davanın reddine şeklinde hüküm oluşturulması, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi halinde yargılama kabul ve ret oranlarına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden davanın ... ... mirasçılarından ... tarafından ... aleyhine açıldığı, dava dilekçesinde 36895 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesat nitelikli 2 katlı ve bir katlı 2 adet evin davacıya aidiyetinin tespitinin dava edildiği, taşınmazın ... ve davalı ... adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olduğu, ... ...'in diğer mirasçıları ..., ... ... ve ...'in taşınmazda paydaş olmadıkları gibi davada da taraf olmadıkları anlaşılmaktadır.
Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular dikkate alındığında davanın tarafı olmayan ..., ... ... ve ...'in gerekçeli karar başlığında davacı olarak gösterilemeyecekleri ve lehlerine hüküm verilemeyeceği, taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı ve tek katlı 2 ayrı ev için dava açıldığına göre sadece uzman bilirkişi rapor ve haritasında (A) harfi ile gösterilen 2 katlı betonarme bina yönünden hüküm verilmekle yetinilemeyeceği, davaya konu tek katlı diğer bina yönünden de olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de bunun sonucuna göre belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Ne var ki, mahkemece bu olgular göz ardı edilerek gerekçeli karar başlığında ... ile birlikte dava dışı ..., ... ... ve ... de davacı olarak gösterilmiş, sadece uzman bilirkişi raporu ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen 40/1 kapı numaralı 2 katlı betonarme ev yönünden ve binanın tüm davacılara ait olduğu şeklinde hüküm oluşturulmuş, davaya konu edilen tek katlı ev yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş, dava tümü ile kabul edilmiş gibi yargılama giderleri ve vekalet ücreti davalı tarafa yükletilmiştir.
Davada taraf olmayan kişiler taraf gösterilerek ve dava dilekçesindeki isteklerden bir kısmı göz ardı edilerek hüküm verilemez.
O halde, mahkemece taşınmazın sadece paylı mülkiyet şeklinde davacı ... ile davalı adına kayıtlı olduğu, elbirliği halinde mülkiyet esaslarına tabi olmadığı, ... ...'in diğer mirasçıları ..., ... ... ve ...'in davada taraf olmadıkları ve olmalarının da gerekmediği,
davada iki katlı betonarme ev ile birlikte tek katlı başka bir evin de aidiyetinin tespitinin istenildiği gözetilerek öncelikle davacıdan uzman bilirkişi raporu ve eki haritada değişik harflerle gösterilen tek katlı evlerden hangisini dava ettiği sorularak açıklığa kavuşturulmalı, bu tek katlı evin kim tarafından yapıldığı deliller de tartışılarak duraksamasız saptanmalı ve sonucuna göre bir hüküm verilmeli, hüküm verilirken davada taraf olmayan ..., ... ... ve ...'in gerekçeli karar başlığında davacı olarak gösterilemeyecekleri, davacının istemlerinin aynen ve tümü ile kabul edilmemesi,
bir başka deyişle davaya konu edilen 2 adet evin davacı tarafından tek başına, kendi adına ve hesabına yapılmadığının belirlenmesi halinde davanın kısmen kabulüne şeklinde karar verilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de buna göre belirlenmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
Mahkemece açıklanan bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle ve kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile, hükmün sair temyiz itirazları reddedilerek açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekirken bu olgular gözden kaçırılarak hükmün sehven onandığı anlaşıldığından;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8491, K. 2010/3052, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama