KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/938 E., 2010/1855 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2010
Karar Metni
691 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Dava, taşınmaz malla ilgili mirasçılık belgesinin iptali ve yenisinin verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm doğru olmadığı gibi yapılan araştırma ve soruşturma da hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı, miras bırakan annesi ... ile dayıları ....ve ....’nin tek mirasçısının kendisinin olduğunu, Ürdün mahkemelerinden bu durumu ispat edecek mirasçılık belgesi aldığını belirterek bu sıfatının tespiti ve miras bırakanlara ait Samandağ ilçesindeki taşınmaz mallarla ilgili mülkiyet hakkından doğan yetkilerini kullanabilmesi için mirasçılık belgesi verilmesini ve Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/841 Esas-1979/638 Karar sayılı ilamın iptalini talep etmiştir.
Dosya içeriğinde bulunan kayıt ve belgelerden ...nin 29.08.1982 de Suriye’de öldüğü, ....’nin 1970 yılında, ... ...’nin 1974 yılında Ürdün uyruklu iken öldükleri, daha önce davacının annesi ...... tarafından kardeşleri ... ve ...’nin çocuksuz öldüklerini tek mirasçının kendisi olduğunu ileri sürerek Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.06.1973 tarih 1973/304 Esas-1973/239 Karar sayılı mirasçılık belgesi aldığı, daha sonra bu ilamın iptali için ...... davalı hasım gösterilmek suretiyle ...... tarafından dava açıldığı,
Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/841 Esas-1979/638 Karar sayılı ilamı ile mirasçılık belgesinin iptaline karar verilerek ... ve ...’nin ...... dışında, Hatay merkez Fevzipaşa Mahallesi Cilt 0053 nüfusa kayıtlı ...e arkadaşlarının da mirasçı olduklarına karar verildiği ve bu ilamın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilerek Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/841 Esas-1979/638 Karar sayılı ilamın iptali isteminin reddine, .... ile .......’nin tek mirasçısının davacı Ürdün uyruklu ...’ye ait olduğuna karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararı yerinde değildir.
Zira az yukarıda açıklandığı gibi daha önce alınan mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler hasım gösterilerek açılacak mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin davalar sonucunda verilecek hükümlerin davalı ve onların alt soyu bakımından kesin hüküm oluşturacağı, iptaline karar verilen ilamda davacının annesi ....... yönünden kesinleşmesi nedeniyle bu ilamın tekrar dava edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca miras bırakanlar ....ve ....i’nin tek mirasçısının davacı olduğuna dair karar doğru olmadığı gibi davacının annesi ........ ve diğer mirasçılar yönünden ise. Mahkemece öncelikle miras bırakanların vatandaşlık durumunun tam olarak belirlenmesi ve bu kişilerin vatandaşlıklarının 1062 sayılı yasa yönünden durumunun araştırılması gerekmektedir. Davanın amacı göz ardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilmiştir.
Bilindiği gibi, 1062 sayılı Yasa uyarınca Suriye uyruklu kişilerin Türkiye’de bulunan taşınmaz malları Bakanlar Kurulunun 13.11.1939 gün ve 2/10250 sayılı ve 18.11.1957 gün 4/9697 sayılı kararnameleriyle kısıtlama getirilmiş bu kısıtlama ile taşınmazların her türlü tedavülü yasaklandığı gibi üzerlerine ayni hak kurulması da önlenmiştir. 01.10.1966 gün 6/7104 sayılı kararname ile bu gibi mallara hazinece vaziyet edilmesi kararlaştırılmıştır.
Bu yasal düzenleme uyarınca dava konusu taşınmazlara 1062 sayılı yasa uyarınca işlem yapılmış ve Hazine tarafından idare edildiği belirlendiğinden mahkemece Hazine dahili davalı yapılmıştır.
Bu nedenle öncelikle miras bırakanların vatandaşlık durumunun tam olarak belirlenmesi gerektiği, daha sonra davacının Ürdün uyruklu olduğu da gözetilerek miras bırakanların ölüm tarihleri 1970, 1972, 1984 yılları itibariyle, yürürlükte olan Tapu Kanununun 35. maddesi hükmü uyarınca, hukuki ve fiili karşılıklılığın bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkemece, bu husus Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden sorulmamıştır. Dosya içerisinde bulunan belgelerden Türkiye ile Ürdün arasında, miras bırakanların ölüm tarihi itibarıyla karşılıklılığın bulunduğuna ilişkin bilgi yer almamakta, özellikle Türk vatandaşlarının Ürdün’de miras yoluyla gayrimenkul edinebildiklerine ilişkin bir bilgi de bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece bütün bu olgular da göz önüne alınarak öncelikle miras bırakanların vatandaşlık durumlarının tam olarak tespit edilmesi, bu hususla beraber tapu malikleri miras bırakanlar Türkiye’den ne şekilde ayrıldıkları, Hatay’ın anavatana katılması sırasında vatandaşlık tercihlerini Suriye’den yana kullanıp kullanmadıkları İç İşleri Bakanlığı Vatandaşlık Genel Müdürlüğünden sorulması, 1062 sayılı Mukabele i Bilmisil Kanununun getirdiği sınırlamaların devam edip etmediğinin araştırılması,
davacının Ürdün vatandaşı olduğu bu nedenle ölüm günü itibarıyla ülkemizle Ürdün arasında taşınmazlar yönünden karşılıklılık bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi amacıyla, Türk vatandaşlarının Ürdün’de kanuni miras yoluyla taşınmaz edinip edinemediklerinin, bu konuda hukuki ve fiili engel bulunup bulunmadığının, özellikle fiili uygulamanın ne yönde olduğunun, bununla ilgili somut örnek bulunup bulunmadığının Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden ayrıntılı olarak sorulup araştırılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/938, K. 2010/1855, 1 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama