KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1091 E., 2011/1559 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2011
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 182 ada 39 parsel sayılı taşınmaz malik hanesi açık bırakılarak Kadastro Kanununun 10. maddesi uyarınca, malik hanesinin belirlenmesi için Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Davacı ... tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava Açmıştır. Mahkemece Kadastro Kanununun 28/2.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 28.maddesi hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç aşağıdaki nedenlerle dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davacıya duruşma günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmemiş, dava konusu 182 ada 39 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı ve ekleri getirtilmeden, fotokopisi ile yetinilerek hüküm kurulmuş, dava konusu taşınmaz, Kadastro Mahkemesinin başka bir dosyasında dava konusu olduğu halde birbiriyle ilişkili olan dava dosyaları tutanak aslının olduğu dava dosyası ile birleştirilmemiştir. Diğer taraftan.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmünde öngörülen otuz günlük askı ilanları yöntemine uygun şekilde yapılmamıştır. Kural olarak askı ilanları yapılmadıkça kadastro hakiminin duruşma oturumunu açmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Askı ilanının yapılmamış olması dahi başlı başına bozma nedenidir. Bu olgu kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gereklidir.
Öte yandan hükmün dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 28. maddesinin özü ve sözü davacının dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında davacının dava sebep ve delillerini bildirdiğinin kabulü gerekir. Bir an için delillerin bildirilmediği kabul edilse dahi malik hanesi açık bırakılan taşınmazın, malik hanesinin Kadastro hakimince resen doldurulması gerektiğinden söz konusu davada Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesinin uygulanması imkanı bulunmamaktadır.
O halde uyuşmazlığın sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için; öncelikle dava konusu taşınmazın tutanak aslı ve ekleri getirtilmeli, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmü uyarınca 30 günlük askı ilanları yapılmalı, davacıya 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun şekilde duruşma günü tebliğ edilmeli, dava konusu taşınmazın davalı olduğu diğer dosya tespit edilerek dava dosyası tutanak aslının olduğu dava dosyası ile birleştirilmelidir. Bütün bunlardan sonra, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmü gözetilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1091, K. 2011/1559, 15 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama