KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1095 E., 2010/7445 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2010
Karar Metni
545 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 212 ada 131 parsel sayılı 779,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz maliki bilinemediğinden ev ve arsası niteliğiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 212 ada 131 parsel sayılı taşınmazın davalı hazine adına ham toprak niteliğiyle tapuya tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesine "taşınmaz üzerinde bulunan evin davacı ... tarafından yaptırılmıştır" şerhinin düşürülmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 212 ada 131 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğinden söz edilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava ve temyize konu 212 ada 131 parsel sayılı taşınmazın 1941 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdidinin dışında kaldığı, taşınmazın 1950'li yıllarda üzerinde bulunan yabani zeytin ağaçlarının aşılanarak zeytinlik haline getirildiği, zeytinlerinden faydalanıldığı, zeytin ağaçları arasındaki boşluklara ise arpa ve buğday ekildiği, 2005 yılında üzerine ev yapılarak ev ve arsası niteliğiyle kullanılmak suretiyle zilyetliğin devam ettirildiği,
ayrıca dava konusu taşınmaza komşu dava dışı 212 ada 132 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydında dava konusu parsel yönü ... tarlası olarak gösterildiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiğine göre kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinmenin diğer koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Ancak, temyize konu 212 ada 131 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 26.07.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir.
Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için zilyet davacı ...'ın bayiileri(satıcıları) ..., ..., ... ve ...'in onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde ilgili yada ilgililer adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar,
davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m² taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı,
bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1095, K. 2010/7445, 23 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama