KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1232 E., 2010/2236 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2010
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, atanmış mirasçı belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç davadaki isteme ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 598.maddesi hükmünde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere Sulh Mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklılar tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye Sulh Mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verileceği açıklanmıştır.
Dosya içerisinde toplanan delillerden miras bırakan ...’nın 26.8.2003 tarihinde öldüğü, ölmeden önce 02.01.1997 tarihinde düzenlendiği anlaşılan el yazısı şeklindeki vasiyetnamede “Ben ölünceye kadar malvarlığım bana aittir.
Ben öldükten sonra bütün malvarlığım eşim ...’ya aittir.” şeklinde beyanda bulunduğu, ölümünden sonra Edirne 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/18 esas sayılı dosyasında vasiyetnamenin açılıp okunduğu, miras bırakanın bütün mirasçılarına tebliğ edildiği, vasiyetnameye itiraz edilmediği, bunun üzerine davacı ... vekilinin 28.12.2007 tarihinde aynı mahkemeye dilekçe verilip miras bırakanın tek mirasçı olarak ...’yı atadığına ilişkin mirasçı belgesi verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Miras bırakan vasiyetnamesinde herhangi bir maldan söz etmeksizin ölümünden sonra taşınır, taşınmaz, bütün hak ve alacaklarını içerecek şekilde malvarlığının eşi olan ...’ya ait olduğunu açıkladığı gözetildiğinde bu beyanın az yukarıda açıklanan mirasçı atama niteliğinde olduğu, davacının isteminin de atanmış mirasçı belgesi verilmesi istemine ilişkin bulunduğu kuşkusuzdur.
Kaldı ki çoğun içerisinde azı da vardır kuralı gözetildiğinde atanmış mirasçı belgesi verilmesi istemiyle açılan davada vasiyetnamenin mirasçı atamaya değil muayyen mal vasiyetine ilişkin olduğunun belirlenmesi halinde dahi davanın reddine karar verilmemesi, bu istem vasiyet alacaklısı belgesi verilmesi istemini de içerdiğinden davanın vasiyet alacaklısı belgesi verilmesi istemi olarak nitelendirilip buna göre hüküm verilmesi gerekir.
Bunun yanında hangi istemlerin duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karara bağlanacağı kanunlarımızda özel olarak düzenlenmiş, kural olarak mahkemelerce açılan davaların duruşma yapılarak sonuca bağlanması usulü benimsenmiştir.
Mirasçılık belgesi, atanmış mirasçı belgesi veya vasiyet alacaklısı belgesi verilmesine ilişkin istemlerin duruşma yapılmaksızın karara bağlanacağına ilişkin kanunlarımızda bir hüküm bulunmadığından bu tür istemler üzerine mahkemelerce duruşma açılması ve yapılacak yargılama sonucunda karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Ne var ki mahkemece bu olgular gözardı edilmiş, vasiyetnamenin içeriğinin değerlendirilmesinde de yanılgıya düşülerek davacı tarafın dilekçesi üzerine duruşma yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiştir.
O halde mahkemece davacı tarafın dilekçesi üzerine duruşma açılmalı, davacıdan diyecekleri sorulup saptanmalı, daha sonra vasiyetnamenin mirasçı atamaya ilişkin olduğu kabul edilerek buna göre davacı istemi konusunda az yukarıda açıklanan hukuksal olgular da gözetilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1232, K. 2010/2236, 15 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama