KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1252 E., 2010/2799 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil ve davalı dernek tarafından istenilmiş olup, temyiz istemlerinin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 89. maddesi hükmüne göre derneğin feshi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Davaname içeriğinde; vefat eden yönetim kurulu üyesinin yerine yenisinin seçilmesine rağmen idareye geç bildirilmesi nedeniyle davalı derneğe idare para cezası uygulandığı, dernek üyesi üye olmayan kişilerin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, dernek yöneticileri hakkında lokalinde horoz dövüştürerek hayvanlara eziyet verme suçundan hazırlık evrakı düzenlendiği, yönetim kurulu toplantılarının süresinde yapılmadığı, bu şekilde derneğin amacının kanuna ve ahlaka aykırı hale geldiği öne sürülerek derneğin feshine karar verilmesi istenilmiştir.
Bir derneğin suç sayılan eylemler nedeniyle feshine karar verilebilmesi için o derneğin suç sayılan eylemlerin kaynağı haline geldiğinin süregelen birden çok eylemin varlığı ile saptanması halinde mümkündür. Ancak o taktirde dernek kurucularının asıl amacının dernek faaliyeti olmayıp, dernek adı altında suç işlemeye veya ahlaka aykırı çalışmalar yapmaya yasal zemin hazırlamak olduğundan söz edilebilir.
Öte yandan tüzel kişi olan dernekler ancak yönetim organlarında görev alan gerçek kişilerin eylemlerinden dolayı sorumlu tutulabilirler. Dernekte bir kez yapılan aramada suç aletlerinin ele geçirilmesi veya dernek başkan ve diğer yönetim kurulu üyelerinin bireysel nitelikte suç işlemeleri derneğin feshi için yeterli neden kabul edilemez.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de benzer hüküm taşıyan Siyasi Partiler Kanunu'nun 103. maddesindeki "kanunsuz siyasi faaliyetlerin mihrakı olmayı, suçun kesif şekilde işlenmesi, birden fazla mahkumiyet,.." şeklinde yorumlamıştır.(Anayasa Mahkemesinin 92/1 esas, 93/1 karar sayılı 14.07.1993 günlü kararı)
Somut olaya gelince, toplanan delillerden davalı derneğin lokalinde 16.05.2008 tarihinde yapılan aramada horoz dövüştürmek için ring yaptırıldığının tespit edildiği, 11.07.2008 tarihinde yapılan aramada 2 adet hint horozu, 12.07.2008 tarihinde yapılan aramada ise 7 adet hint horozu ele geçirildiği, bu eylemler nedeniyle dernek başkanı ... ... hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlanması suçundan Kırıkkale Sulh Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığı, mahkemece dava sonucunda ... ...'in beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu olgular dışında dernek yöneticilerinin suç sayılan başka bir eyleminin varlığı kanıtlanamamıştır.
Kaldı ki, Dernekler Kanunu'nun 20. maddesi hükmünde kolluk güçlerinin usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça veya geçikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki idare amirinin yazılı emir bulunmadıkça dernek veya eklentilerine giremeyeceği, arama yapamayacağı ve buradaki eşyaya el koyamayacağı, mülki amirin kararının da 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulacağı açıklanmıştır.
Dosya içeriğinde aramanın açıklanan bu yasal düzenlemeye uygun olarak yapıldığına ilişkin bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Bu olgular karşısında kolluk kuvvetlerince dernek lokalinde yapılan arama sonucu ele geçirilen deliller yasal delil niteliğinde sayılamayacağından, bu delillere dayanılarak derneğin feshine karar verilemeyeceği de kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin ve yasal düzenlemelerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davanın kabulü ile davalı derneğin feshine karar verildiğine göre davaya müdahil olarak katılan ve kendisini vekil ile temsil ettiren Kırıkkale Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi dahi isabetsiz,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1252, K. 2010/2799, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama