KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1622 E., 2010/2161 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2010
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmiş olup, temyiz istemlerinin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu,tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 5.667,68 TL’nin davalı taraftan tahsiline karar verilmiş ise de, kurulan hüküm davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK’un 74. maddesi hükmüne göre mahkeme tarafların iddia ve savunmaları ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin istekten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Yine, HUMK 388/son ve 389. maddeleri hükmüne göre hüküm fıkrasında istek sonuçlarının her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe, tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve infaza elverişli bir şekilde hüküm kurulması zorunludur. Bu olgunun sonucu olarak itirazın iptali davalarında itiraz iptal edilen asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı ile varsa diğer kalem alacaklarının hüküm yerinde gösterilmesi, davacının yerinde görülen toplam alacağına yönelik itirazın iptaline karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacı taraf dava dilekçesinin izah kısmında davalı hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptalini, netice kısmında ise alacağın tahsilini istemiş, 19.06.2007 günlü ilk oturumda alınan beyanı ve 22.06.2007 havale tarihli dilekçesi ile de davanın itirazın iptali davası olduğunu bildirmiştir.
Şu halde, davanın itirazın iptali davası olarak görülmesi ve davanın niteliğine uygun bir hüküm kurulması
gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki hüküm fıkrasının tahsil davası gibi kurulduğu anlaşılmaktadır. Davanın niteliğine uygun hüküm kurulmaması başlı başına bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1622, K. 2010/2161, 13 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama