KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1708 E., 2011/265 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2011
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 104 ada 15, 30 ve 31 parsel sayılı sırasıyla 7324,53, 6847,67 ve 568,52 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 15 parsel sayılı taşınmaz davalı ..., 30 parsel sayılı taşınmaz davalı ..., 31 parsel sayılı taşınmaz ise davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vergi kayıtlarına dayanarak taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğunu, bu nedenle zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını öne sürerek ayrı ayrı dava açmıştır. Dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda mahkemece davacı Hazine'nin davasının reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 104 ada 30 ve 31 parsel sayılı taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, taşınmazlar üzerinde tespit tarihinde zilyet davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı Hazine'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 104 ada 30 ve 31 parsel sayılı taşınlazlarla ilgili hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı Hazine'nin 104 ada 15 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere tespitte saptanan hukuksal olgulara, dosya içeriğine göre, dava ve ./.
2010/1708-2011/265 S.2
temyize konu taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, temyiz konusu 104 ada 15 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 09.10.1987 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, yapılan araştırma ve soruşturma yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca da yetersizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet ... ile bayii Altun Arslan'ın onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek bu yolla kimlikleri belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde adı geçenler adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar,
davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak etkili bir denetim ve kontrol yapılabilmesi için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı,
daha sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1708, K. 2011/265, 24 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama