KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/184 E., 2010/6845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2010
Karar Metni
890 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 4 parsel sayılı 153250 m2 yüzölçümündeki taşınmaz komisyonca tapu kaydına dayanılarak davalılar ... mirasçıları ile paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davacılar ... ve paydaşları ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. ... taşınmazda hak sahibi olduğunu, ... ise taşınmazın mera olduğunu öne sürerek davaya katılmışlardır.
Mahkemece davacılar ..., ... ve ... ile katılan ...'ın davalarının kabulüne, davacılar ..., ... ve ... ile katılan ...'ın davalarının reddine, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.11.1997 tarihli rapor ve haritasında (A) harfi ile işaretli 10000 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... ve ... adına, (B) harfi ile işaretli 16500 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... adına, (C) harfi ile işaretli 8450 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... adına, (D) harfi ile işaretli 14000 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... adına,
(E) harfi ile işaretli 2200 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... adına,(F) harfi ile işaretli 3100 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... ve ... adına, (G) harfi ile işaretli 2700 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... ve ... adına, (H) harfi ile işaretli 8800 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... adına, (J) harfi ile işaretli 14200 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... ve ... adına, (K) harfi ile işaretli 9700 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... adına, (L) harfi ile işaretli 21000 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... adına, (M) harfi ile işaretli 4700 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... ve ... adlarına,
(N) harfi ile işaretli 11300 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... adına tapuya tesciline, (P) harfi ile işaretli 14600 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümü ile (S) harfi ile işaretli 12000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin su yatağı olarak tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.11.1997 tarihli rapor ve harita esas alınarak dava konusu 4 parsel sayılı taşınmaz hakkında yukarıda açıklandığı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan yargılama usul ve yasaya uygun düşmemiştir.
HUMK 73. maddesi hükmüne göre hakim, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez. Kural olarak öğreti ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre de davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Bir davada taraf koşulunun oluştuğundan ve davalı tarafa savunma ... tanındığından söz edilebilmesi için dava dilekçesinin ve duruşma oturum gününün davalı tarafa yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmesi, davalı tarafa bizzat veya vekili ya da diğer yasal temsilcileri vasıtasıyla yargılamaya katılma, davaya karşı diyeceklerini ve varsa karşı delillerini bildirme hakkının tanınmış olması gerekir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun gaip kişilerin mal varlıkları üzerindeki hazine menfaatinin daha iyi korunmasını sağlamak üzere, mahallin en büyük mal memurlarının kayyım tayin edilebilmelerine imkan tanınmıştır. Bu kanun hükümlerine göre atanan kayyım da yasal temsilci olduğundan açılan bir davada davalı tarafı temsil edebileceğinde kuşku duymamak gerekir.
Ne var ki, açılan bir davada davalı tarafı temsil etmek üzere anılan kanun hükümlerine göre kayyım atanabilmesi ve atanan kayyıma tebligat yapılarak yargılamanın kayyım huzuru ile sürdürülebilmesi için öncelikle davalının gaip olduğunun belirlenmesi, başka bir deyişle açık kimliğinin belli olmaması, bütün araştırmalara rağmen böyle bir kişinin var olup olmadığının, gerçekte yaşayıp yaşamadığının tespit edilememesi, bunun yanında ve ayrıca dava sonucunda verilecek hükmün de hazinenin menfaatini etkileyecek nitelikte olması gerekir.
Bu koşulların gerçekleşmemesi halinde, açık kimliği belli olan ancak bütün araştırmalara rağmen adresi tespit edilemediği için kendisine tebligat yapılamayan davalılara tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ve ilan yolu ile yapılması gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, az yukarıda açıklanan bu hukuksal olgular gözetildiğinde davanın esasına girilebilmesi ve hüküm verilebilmesi için öncelikle dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı olarak gösterilen tespit maliklerine, bunlardan davadan önce ölenlerin mirasçılarına, yine davadan sonra ölenler varsa ölmüş olanların mirasçılarına veya yasal temsilcilerine tebliğ edilerek taraf koşulunun oluşturulması gerekir.
Ne var ki mahkemece tespit malikleri ... oğlu ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçıları, ... kızı ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçıları, ... kızı ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçıları, ... kızı ... mirasçıları, ... kızı ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçılarından ölü ... ve ...'ın mirasçıları, ...'nun mirasçısı olan kardeşleri ... ..., ... ... ve ...'nun tüm mirasçıları ve adresleri belirlenmemiş, ...'nun ölü olup olmadığı,
ölü ise mirasçılarının kimler olduğu ve adresi araştırılmamış, bunlara tebligat yapılmadan ve taraf koşulu oluşturulmadan davanın esasına girilerek hüküm verilmiştir. Taraf koşulu oluşturulmadan davanın esasına girilemez ve hüküm verilemez.
O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için mahkemece öncelikle veraset uyuşmazlıklarını çözümlemenin kadastro hakiminin görevi olduğu da gözetilerek az yukarıda açıklanan tespit maliklerinden nüfusta kayıtlı olanların tüm mirasçılarını gösterir nüfus aile kayıtları eksiksiz getirtilmeli, bu yolla tespit maliklerinin ve tüm mirasçılarının açık kimlikleri, zabıta aracılığıyla da adresleri belirlenmeli, kimlik ve adresi belirlenen ve sağ olan, kendilerine daha önce tebligat yapılamayan tespit malikleri ile mirasçılarına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeli, açık kimliği belli olmayan,
bütün araştırmalara rağmen var olup olmadığı, gerçekte yaşayıp yaşamadığı tespit edilemeyen, mirası hazineye kalması gereken tespit maliki ve mirasçılarına 3561 Sayılı Kanun hükümlerine göre kayyım atanması sağlanarak kayyıma tebligat yapılmalı, açık kimliği belli olmasına rağmen adresi tespit edilemediği için kendisine tebligat yapılamayan tespit maliki ve mirasçılarına dava dilekçesi ve duruşma günü ilanen tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, duruşmaya gelenlerden davaya karşı diyecekleri ve varsa delilleri sorulup saptanmalı,
daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/184, K. 2010/6845, 1 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama