KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1898 E., 2011/1395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2011
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 103 ada 14 parsel sayılı 1640725,37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümüne yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, dava konusu 103 ada 14 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 2248,85 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına, geriye kalan bölümün tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 103 ada 14 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescil kararı verilen zilyet davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Tutanak bilirkişilerinin tümü dinlenmediği gibi, davacı dışında miras bırakanları dedesi ... ve babası ... ile bayii ... ... yönünden belgesiz araştırması yapılması gerektiği de gözardı edilmiştir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tespit tutanağı içeriğine göre, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği, bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgunun birbirine aykırı düştüğü göz önüne alınarak tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki giderilmeli,
ayrıca davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar dikkate alınarak davacının miras bırakanları ve bayii yönünden, aynı çalışma alanı içerisinde ilgililer adına kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği,
Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, davalı olan taşınmazlar varsa dava dosyalarının birleştirilmesi hususu düşünülmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek her bir mirasçının miras payı karşılığında o taşınmaz malda kendisine kaç metrekare taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1898, K. 2011/1395, 9 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama