KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1964 E., 2011/1813 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2011
Karar Metni
620 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1223 parsel sayılı 188.600 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak Hazine adına tespit edilmiş, hükmen 51700 m² yüzölçümündeki bölümü davalı ... ve paydaşları adına tescil edilmiştir. Davacı ..., ... ve paydaşları, ... ve ... Hatay tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunma, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı tarafın miras bırakanı ...’nın 1977 tarihinde vefat ettiği, geride davacılarla birlikte dava dışı diğer mirasçıları bıraktığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Miras bırakan ...’nin ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bulunmaktadır. TMK'nın 701 ve 702 maddeleri uyarınca elbirliği mülkiyetinde tereke malları tüm mirasçılar arasında ortak olup, mirasçıların belli pay veya payları bulunmamaktadır. Bu nedenle mirasçıların zorunlu dava arkadaşlığı gözardı edilerek davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir.
Ayrıca davacı tarafın dayandığı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada anılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetleme imkanı olanaksız olduğundan yetersizdir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacılar dışındaki diğer Akife mirasçılarının davaya katılmaları sağlanılmalı veya yöntemine uygun biçimde olurları alınmalı ya da TMK'nın 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle taraf teşkili sağlanmalıdır.
Bundan sonra mahkemece, davacı tarafın tutunduğu Temmuz 1303 tarih 1 ve 2 sayılı tapu kayıtları ilk oluştukları günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte, açıkta pay kalmayacak şekilde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup saptanılmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazlara ait tespit tutanak örnekleri,
varsa dayanakları kayıtlar dosyaya temin edilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın dayandığı tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı,
uzman bilirkişiye dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden anılan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu,
kimden kime kaldığı belirlenmeli ve yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, Kadastro Mahkemesinin 1993/1-1994/16 E-K sayılı dava dosyasında verilen kararın taraflar arasında kesin hüküm oluşturmayacağı, ancak güçlü delil oluşturacağı gözönünde tutulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1964, K. 2011/1813, 24 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama