KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2134 E., 2011/992 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2011
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 133 ada 25 parsel sayılı 1713,18 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, edinme koşullarının gerçekleşmediğinden söz edilerek ham toprak niteliğiyle kadastro komisyonunca davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davacılar ... ve ... ise bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacıların davalarının reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan İbrahim ve ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 133 ada 25 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, davacının taşınmaz üzerinde zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre, mahkemece davacı ...'ın davası ile ilgili oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 6,85 TL harcın davacı taraftan alınmasına,
2- Davacı ...'ın temyiz itirazlarına gelince;
Dava ve temyize konu 133 ada 25 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece dosya içinde mevcut ziraatçi bilirkişi raporu taşınmazın niteliği konusunda yeterli açıklamayı içermediği halde taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve öncesinin tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı hususunda üç kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması gerektiği düşünülmemiş, uzman ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın kültür arazisi vasfında olduğu, ancak imar ihyanın başlangıcının 10-15 ay öncesinde olduğu belirtilmiş ise de gerekçesi tartışılmamıştır.
O halde mehkemece doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle taraf tanıkları ve üç kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne suretle intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, ne zamandan bu yana ve ne şekilde tasarruf edildiği,
taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, üç kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı,
taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğunun ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar yönünden davacının bayii ... ... hakkında aynı çalışma alanı içerisinde adına kayıtsız ve belgesiz olarak zilyetlikle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2134, K. 2011/992, 23 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama