KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2278 E., 2010/2604 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2010
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine, davalı ... ve paydaşları, davacı ... ve katılan davacılar ... ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 171 ada 3 parsel sayılı 50635,30 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve paydaşları ile ölü olduğu belirtilmek suretiyle Kerem Suci adına tespit edilmiştir.
Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmış, yargılama sırasında dava konusu taşınmazın mera olduğunu öne sürmüştür. ... ve paydaşları hukuki yararlarının bulunduğunu öne sürerek davaya katılmışlardır. Yargılama sırasında davalılar tapu kaydına dayanmışlardır.
Mahkemece hazine ve Uzungedik Köyü Tüzel Kişiliği davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 171 ada 3 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 5.2.2009 günlü haritada (A) harfi ile gösterilen 6000 m² yüzölçümündeki kesiminin davalılar adına tapuya tesciline, geriye kalan 46635,30 m² yüzölçümündeki kesiminin mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı hazine, davalı ... ve paydaşları, davacı ... ve katılan davacılar ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 171 ada 3 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile gösterilen bölüm dışında geriye kalan ve mera olarak sınırlandırılmasına karar verilen bölümünün kamu malı niteliğinde mera olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. İddianın öne sürülüş biçimi ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı ... ve paydaşlarının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı ... ve katılan davacılar ... ve paydaşları ile davalı hazinenin temyiz inceleme isteğine gelince; davalı tarafın tutunduğu 4.5.1972 tarih ve 22 sayılı tapu kaydı hudutları itibariyle her yere uyabilen nitelikteki tapu kayıtlarından olup, dava ve temyize konu 171 ada 3 parsel sayılı taşınmazı kapsamamaktadır.
Dava ve temyize konu taşınmazın sınırlarını oluşturan komşu 171 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmaz ile sınırlarını oluşturan komşu 171 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır.
Kaldıki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür.
Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmazın sınırlarını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen komşu taşınmaza el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir.
Öğretide, uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Kaldı ki davalı tarafın dava ve temyize konu taşınmaz üzerinde zilyetliği de bulunmamaktadır. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava ve temyize konu taşınmazın mera olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2278, K. 2010/2604, 29 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama