KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2318 E., 2010/2358 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2010
Karar Metni
334 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 126 ada 11, 15, 137 ada 15, 32, 33 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ve mirasçıları da belirlenemediğinden ölü ... oğlu ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., askı ilan süresi geçtikten sonra, miras yoluyla gelen hakka dayanarak ... oğlu ... mirasçısı ... aleyhine taşınmazların ... oğlu ... mirasçıları adına tapuya tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 126 ada 11, 15, 137 ada 15, 32, 33 parsel sayılı taşınmazlar hakkında Kadastro Mahkemesinin 2008/134 ve 2008/153 esas sayılı dava dosyalarında ayrı ayrı dava açıldığı, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. 2008/153 esas sayılı dava her ne kadar askı ilan süresi sona erdikten sonra açılmış ise de, 2008/134 esas sayılı dava süresinde açıldığından ve halen derdest olduğundan temyize konu davanın önceki davaya katılma niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davaya bakmaya kadastro mahkemesi görevli olup, mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Öte yandan öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın yada davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde, davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; davaların birlikte çözümlenmesi zorunludur. Bu olgu sağlıklı bir sonucu varmanın, dava ekonomisine uymanın temel koşullarındandır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2318, K. 2010/2358, 21 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama