KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2345 E., 2011/1546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2011
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç da davanın niteliğine, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK 275. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder. HUMK 284. maddesi hükmüne göre de hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Davanın tarafları da sözle veya dilekçe ile bilirkişi raporuna itiraz ederek, yeniden bilirkişi incelemesi ve keşif yaptırılmasını isteyebilirler.
Somut olaya gelince; davacı, davalı tarafından kablo tesisleri ile saha dolabına hasar verildiğini öne sürmüştür.
Mahkemece alınan ilk bilirkişi tarafından düzenlenen ikinci ek raporda, davacının kusurlu olduğu belirtilmiş, bu rapora davalının itirazı üzerine mahkemece 3 kişilik bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmış, uzman bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda ise, davalının kusurlu olduğu açıklanmış, mahkemece yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın ikinci rapor benimsenerek karar verilmiştir.
İlk bilirkişinin düzenlediği ikinci ek rapor ile hükme dayanak yapılan ikinci bilirkişi raporu arasında, tarafların kusur durumu yönünden çelişki bulunmaktadır. Çelişkili raporlara dayanılarak karar verilemez.
Taraflara ait kabloların birbiri ile temas edecek biçimde tesis edildiklerinin tespiti halinde, hattını sonradan yapan davacı tarafın hattın yapımında (müterafik) kusurlu olacağı gibi, bu durumu görerek gerekli önlemleri almayan davalı tarafın bakım eksikliğinden kaynaklanan kusurunun bulunacağının da kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, kusur durumu yönünden ilk bilirkişinin düzenlediği ikinci ek rapor ile ikinci bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin üçüncü kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak giderilmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davalının hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda az yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz ardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması dâhi doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2345, K. 2011/1546, 15 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama