KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/239 E., 2011/406 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2011
Karar Metni
481 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 107 ada 25 parsel sayılı 22.360.70 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalıların miras bırakanı ..., 114 ada 58 parsel sayılı 6276.21 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 1/3 payı tarafların ortak miras bırakanı ..., 2/3 payı davalıların miras bırakanı ... ... adına miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı ... ve ... miras hakkına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda ...'un davasının reddine, ...'in davasının kabulü ile 107 ada 25 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tamamı 18 pay kabul edilerek 14 payının tarafların ortak miras bırakanı ... adına, 4 payının davalı ... adına, 114 ada 58 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tamamı 3 pay kabul edilerek 2 payının tarafların ortak miras bırakanı ... adına, 1 payının ise davalı ... (...) adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalılardan ... ve ... ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların kök miras bırakan ...'ten intikalen geldiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davalılar vekili tarafından 30.03.2007 tarihli duruşmada tanık olarak ... ve ... ...'in ismi verilmiş, mahkemece ... tutanak bilirkişisi olarak dinlenilmiş, ... ... dinlenilmemiş, davalı tarafından da dinlenilmesinden açıkça vazgeçilmemiştir. Adı geçen davalı tanığının dinlenmeme nedenleri de hüküm yerinde gösterilmemiştir. Diğer yandan hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmemiştir. Bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların sözleri saik ve sebebi belli olmayan olaylara dayanmayan soyut nitelikteki sözlerden ibaret kalmıştır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile kadastro tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklar ayrı ayrı dinlenerek dava konusu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi ve kimden kime kaldığı hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli,
ayrıca kadastro tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespitte belirlenen durum arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hukuksal olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de kadastro hakimi tescili mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/239, K. 2011/406, 27 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama