KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2409 E., 2010/3223 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2010
Karar Metni
306 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin verdiği yetki uyarınca mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece miras bırakanın mirasçılarından ...’nın nüfusunun kapalı olduğu, davacının tanık deliline dayandığı ve tanık dinletmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç doğru olmadığı gibi hükmün gerekçesi de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 30.maddesi hükmüne göre doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde, gerçek durumun her türlü delille kanıtlanması mümkün olduğu düzenlenmiştir.
Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.
Somut olaya gelince miras bırakan ... ve ... kızı ... ...’in ... İli ... İlçesi ... Mahalle cilt 5 hane 54'te nüfusa kayıtlı olduğu ve geride mirasçılarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında mirasçılığın her türlü delille kanıtlanabileceği kuşkusuzdur. Mirasçılık belgesi verilmesi için mutlaka tanık dinletme zorunluluğu da bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2409, K. 2010/3223, 27 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama