KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2462 E., 2010/6515 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafça istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tepitine ilişkindir.
Mahkemece davanın hukuki yarar bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosyada toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden tapuya kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 1594 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bina niteliğindeki muhdesatın davacı tarafa ait olduğunun, yine muhdesat ve muhdesatın bulunduğu taşınmaz bölümü üzerinde davalı tarafın mülkiyet hakkının bulunmadığının tespiti istemi ile görülen davanın açıldığı, davalı tarafın muhdesat üzerinde hak iddiasında bulunmayıp, taşınmazın arzına yönelik istem yönünden davanın reddini savunduğu anlaşılmaktadır.
Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere; taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde muhtesatın maliklerden biri veya birkaçına ait olduğuna ilişkin kayıt bulunması veya tüm taşınmaz maliklerinin muhtesatın belirli bir veya birkaç malik tarafından kendi adına ve hesabına meydana getirildiğini oybirliği ile kabul etmeleri halinde, ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemenin taşınmaz satış bedelinin paylaştırma oranını belirlerken muhtesata isabet edecek satış bedelinin sadece bu muhtesatı meydana getiren malik veya maliklere verilmesini sağlayacak şekilde oranlama yapması ve buna göre hüküm vermesi,
tapu kütüğünde muhtesata ilişkin bir kayıt yoksa veya taşınmaz malikleri arasında bu konuda oybirliği sağlanamazsa mahkemenin bu konuyu ön mesele yapması, muhtesat konusunda çıkan uyuşmazlığı çözmek miktar itibarıyla (muhtesat değeri) kendi görevine giriyorsa uyuşmazlığı kendisinin çözmesi, görevini aşıyorsa, muhtesatın kendisine ait olduğunu öne süren malik veya maliklere bu konuda tespit davası açmak üzere HUMK'nun 567 maddesi hükmüne göre süre vermesi ve açılacak bu davanın sonucunu beklemesi gerekir.
Mahkemece verilecek süre üzerine veya taşınmaz malikleri tarafından kendiliğinden açılacak genel hükümlere ve çekişmeli yargıya tabi böyle bir dava sonucunda verilecek hükümün HUMK'nun 237 vd. maddesi hükmüne göre davanın taraflarını ve ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemeyi bağlayacağı gözetildiğinde, görülmekte olan davayı açmakta davacı tarafın hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur.
Somut olayda davalı tarafın cevap dilekçesi ve ortaklığın giderilmesi davası sırasında sonradan alınan beyanı gözetildiğinde dava konusu muhdesatın davacı tarafa ait olduğu yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, davalı tarafın ortaklığın giderilmesi davasına ait dava dilekçesinde taşınmazın muhdesatla birlikte satılmasını istemiş olması karşısında bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin kabulü gerekir.
Öte yandan TMK.688/1 maddesi gereğince tapu kaydında paydaş olan davacı tarafın taşınmazın tamamına payı oranında malik olduğu dikkate alındığında davacı tarafın aksi yöndeki isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu da tartışmasızdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2462, K. 2010/6515, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama