KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2558 E., 2011/2031 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2011
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ile dava dışı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 1320 parsel sayılı 923,03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz malikinin kesin olarak bilinemediğinden zeytin bahçesi niteliği ile, aynı ada 1322 parsel sayılı 623,52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından taşınmazların tümüne yönelik, dava dışı ... tarafından 101 ada 1320 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili hükme yönelik olarak ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Hükmü temyiz eden ...'nın dava ve temyize konu 101 ada 1320 ve 1322 parsel sayılı taşınmazlara yönelik itiraz ve davasının bulunmadığı, davacı ... tarafından açılan davaya da usulün 53 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde katılmadığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca adı geçenin davanın gerçek tarafı olmadığının kabulü gerekir. Kural olarak davanın gerçek tarafı olmayan kişiler hükmü temyiz edemez.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bir hükmü hukuksal yararı bulunmak koşulu ile ancak davanın tarafları temyiz edebilir. Açıklanan nedenlerle davanın gerçek tarafı olmayan ve usulüne uygun davaya katılmayan ...'nın temyiz inceleme isteğinin REDDİNE, dava dışı ...'dan alınan 91,05 TL temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
2- Dava ve temyize konu 101 ada 1322 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre, mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Hazine'nin temyiz itirazlarının reddi ile 101 ada 1322 parsel sayılı taşınmaza yönelik hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3- Dava ve temyize konu 101 ada 1320 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 101 ada 1320 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava dışı ... tarafından Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/129 E. Sayılı dava dosyası ile eldeki bu dava kesinleşmeden önce açılan Tapu İptali ve Tescil davası bulunduğu ve bu davanın henüz derdest olduğu dava dışı ...'nın dilekçesi ekindeki Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/129 E. Sayılı dava dosyasının onaylı sureti içeriği ile belirlenmiştir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın ya da davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; davaların birlikte çözümlenmesi zorunludur. Bu olgu sağlıklı bir sonuca varmanın, dava ekonomisine uymanın temel koşullarındandır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için uyuşmazlığın saptanan niteliği de dikkate alınarak; 101 ada 1320 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/129 E sayılı dava dosyasının görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine gönderilmesi sağlandıktan sonra bu dava ile aynı taşınmaz hakkında açılan varsa başkaca dava dosyaları HUMK.’un 45 ve onu izleyen maddeleri uyarınca yöntemine uygun şekilde birleştirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2558, K. 2011/2031, 30 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama