KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2565 E., 2010/6823 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2010
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... Telekomünikasyon A.Ş. ile davalı ... İnş.San.Tic.Ltd.Şti. ile ... İnş.San.Tic.Ltd.Şti. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Asıl ve birleşen dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davacı ve davalı şirketlerin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı tarafın davalı ... yönünden kurulan hüküm ile hükmedilen faizin niteliğine, davalı şirketlerin hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç davanın niteliğine, tarafların sıfatına, yasal düzenlemeye uygun düşmemiştir.
Kamu hizmeti vermekle yükümlü olan davalı belediyenin, kamu hizmetini “ doğrudan kendisinin verdiği ” sırada hizmet kusurundan dolayı açılan tazminat davaları İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 2.maddesi hükmü uyarınca tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılması gerekir. Ancak davalı belediyenin kamu hizmetini “ bizzat kendisinin yapmadığı" diğer davalı yüklenici şirkete özel hukuk sözleşmesi ile yaptırdığı durumda ise, bu sözleşmenin yerine getirilmesi sırasında sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere verilen zararların giderilmesi amacıyla açılan davaların adli yargıda görülmesi gerekir.
Ayrıca, 3095 sayılı Yasa’nın 2/3. maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C.Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.
Öte yandan, zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç yakıt giderleri genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler gerçek zarar kapsamına dâhil edilemez.
Somut olaya gelince, davacı taraf davalı yüklenici ... Şirketi ile diğer davalı iş sahibi İSKİ tarafından yapılan kanal çalışması sırasında kabloya hasar verildiğini öne sürmüştür. Dava dosyası içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz ardı edilerek, genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözönüne alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı taraftan delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, daha sonra dosya yeniden uzman bilirkişiye verilmeli, genel idare giderlerine hükmedilemeyeceği bilirkişiye hatırlatılmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2565, K. 2010/6823, 30 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama