KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2827 E., 2011/2376 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2011
Karar Metni
953 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ve katılan davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 104 ada 136 ve 105 ada 141 parsel sayılı sırasıyla 1287835,69 m2 ve 32875,22 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kamu malı mera niteliği ile sınırlandırılmış, 529421,68 m2 yüzölçüme sahip 105 ada 142 parsel sayılı taşınmaz ise ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
105 ada 37 parsel sayılı taşınmaz miras yoluyla gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava dışı ... adına, 105 ada 9, 82 ve 91 parsel sayılı taşınmazlar aynı gerekçelerle davalı ... adına, 105 ada 10 parsel sayılı taşınmaz aynı gerekçelerle dava dışı ... adına, 101 ada 81, 103 ada 38, 105 ada 78, 5, 7 ve 104 ada 115 parsel sayılı taşınmazlar aynı gerekçelerle davalı ... adına, 103 ada 39 ve 40 parsel sayılı taşınmazlar bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 103 ada 35, 37,
105 ada 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 104 ada 134, 105 ada 11 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar aynı gerekçelerle davalı ... adına, 105 ada 40 parsel sayılı taşınmaz aynı gerekçelerle davalı ... adına ve 105 ada 8 parsel sayılı taşınmaz bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... adına tespit edilen dava dışı 105 ada 45 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu, eksikliğin kamu malı mera niteliği ile sınırlandırılan 105 ada 141 parsel sayılı taşınmazdan tamamlanması için dava açmış, yapılan keşif sırasında dava ettiği taşınmazlar içerisinde 105 ada 37 ve 142 parsellerin bir bölümünün de bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı ... ise 105 ada 141 ve 142 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki tüm taşınmazların kamu malı mera niteliğinde olduğunu ileri sürerek dava açmış, Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği de davacı ...’in açtığı davaya aynı gerekçelerle müdahil olmuşlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı ... ve katılan davacılar Hazine ve ...
Köyü Tüzel Kişiliğinin davalarının reddine, davacı ...’ın davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, 105 ada 141 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 14.7.2009 günlü rapor ve haritada (B) harfi ile işaretli 26207,08 m2 yüzölçüme sahip bölümünün davacı ... adına tespit ve tesciline, geriye kalan kısmın mera olarak sınırlandırılmasına, 105 ada 142 parsel sayılı taşınmazın aynı raporda (C) harfi ile işaretli 5329,46 m2 yüzölçüme sahip bölümünün davacı ... adına tespit ve tesciline, kalan kısmın tespit gibi tesciline, 104 ada 136 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına,
diğer tüm taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı ve katılan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 105 ada 141 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 14.7.2009 günlü raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümü ile aynı raporda aynı ada 142 parsel sayılı taşınmazın (C) harfleri ile gösterilen bölümlerin mera olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, diğer taşınmazların ise mera olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı ... 105 ada 141 ve 142 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki tüm taşınmazların mera olduğu iddiasıyla dava açmış, Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği de aynı gerekçelerle davaya katılmıştır. Dava konusu 105 ada 141 parsel sayılı taşınmaz mera olarak sınırlandırılmış 105 ada 142 parsel ise ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
İddia ve savunma, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma yeterli değildir. Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmiş olması ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılmış olmasına bağlıdır.
Dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın açık bir anlatımla dava ve temyize konu taşınmazların kamu malı niteliğinde öncesi bilinmeyen bir zamandan beri mera olarak kullanılıp kullanılmadığının saptanması zorunludur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava sonucunda yararı olmayan komşu köyler halkından seçilecek 3 yerel bilirkişi, aynı yöntemle tarafların gösterecekleri tanıklar, resen seçilecek uzman ziraatçi bilirkişi, ziraat yüksek mühendisi ya da ziraat mühendisi, tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu tüm taşınmazların öncesinin kamu malı niteliğinde geleneksel biçimde kullanılagelen mera olup olmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
çekişmeli taşınmazların mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, özel mülkiyete konu yerlerden ise taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı, gerekçeli bilgiler alınmalı,
tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımları ile yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları arasındaki aykırılık yasal gerekçeleri ve nedenleri keşif tutanağında gösterilmek suretiyle duraksamaya meydan vermeyecek şekilde giderilmeli, bundan sonra yerel bilirkişiler ve uzman ziraatçi bilirkişiler hazır olduğu halde taşınmazlar mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ya da toprak unsurundan hangisinin taşınmazlarda galip olduğu belirlenmeli,
komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, bu olgular değerlendirilirken komşu taşınmazların tespitte saptanan türü özellikle dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2827, K. 2011/2376, 11 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama