KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2862 E., 2010/4196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
Karar Metni
352 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, Atatürkçü Düşünce Derneği Bayraklı şubesinin tüzüğünde öngörülen süre içinde olağan genel kurul toplantılarını üst üste iki defa yapmaması nedeniyle T.M.K. 87/5 maddesi uyarınca kendiliğinden dağıldığının tespiti istemine ilişkindir.
Davada hasım olarak dernek şubesi gösterilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere, HUMK'da taraf ehliyeti tanımlanmamış 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını belirtmiştir. Dava tarihinden önce ölen ve kişiliği son bulan bir kişinin veya tüzel kişilik kazanmamış bir topluluğun taraf ehliyetinin bulunmayacağı kuşkusuzdur.
Yine 5253 Sayılı Dernekler Kanununun 2/h maddesi hükmünde de dernek şubeleri, dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birim olarak tanımlanmıştır. Bu olgu gözetildiğinde, kanun ile derneklere şube açma imkanının tanınması ve dernek şubelerinin organlarının bulunması, şubelerin tüzel kişiliği bulunduğu şeklinde yorumlanamaz.
Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetildiğinde, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ve aleyhine hüküm verilen Dernek Şubesinin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf ehliyetinin bulunmadığı bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlanmadığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu yanılgının temsilcide yanılma olduğu kabul edilerek dava dilekçesinin dernek şubesine izafeten Tüzel Kişiliği bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığına tebliğinin sağlanması, dernek genel merkezinin savunması ve delillerinin sorulup saptanması, delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2862, K. 2010/4196, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama