KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2935 E., 2010/4480 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2010
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 06.07.2010 günü belirlenen saatte temyiz eden ... Groupama Sigorta A.Ş. vekili Av.... ve aleyhine temyiz istenilen ...Ş. vekili Av.... geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde işlem yapılmış ve hüküm verilirken bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönlerin de göz önünde bulundurulmuş olmasına göre davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, davalı tarafın zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine ve dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Zamanaşımı, bir talep ve dava hakkının kanunda belirlenen süre içinde kullanılmaması halinde alacağın talep ve dava edilebilme niteliğini ortadan kaldıran, bir başka deyişle borçlu tarafa borcunu ödememe imkanı veren bir defidir. Bu özelliği dikkate alındığında zamanaşımı def'inin mahkemece ön sorun yapılarak öncelikle incelenmesi, yerinde olmadığının belirlenmesi halinde verilecek bir ara kararı ile zamanaşımı def'inin reddine karar verildikten sonra davanın esasının incelenmeye başlanması, yerinde olduğunun belirlenmesi halinde ise esasa girilmeyerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekir. Kısmi dava açılması halinde açılan dava ancak alacağın dava edilen bölümü için zamanaşımını keseceğinden, dava edilmemiş olan kalan alacak için zamanaşımı süresinin işlemeye devam edeceği
dikkate alındığında bu kuralın sonradan ıslahla artırılan kalan alacak yönünden de uygulanması gerekeceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, 05.09.2006 tarihinde ihtiyati tedbir kalkmış ve teminat davacıya iade edilmiştir. Dava dilekçesinde gerçek zararın 66.500 TL olduğu açıklanıp, şimdilik 15.000 TL’lik kısmı talep edilmiştir. Dava tarihi itibariyle davacı zararın kapsamını bilmektedir. O halde, zamanaşımı süresinin ıslah edilen miktar açısından da 05.09.2006 tarihinden itibaren başlaması gerekmektedir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2935, K. 2010/4480, 13 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama