KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3133 E., 2011/2165 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2011
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 123 ada 5, 7, 8 ve 9 parsel sayılı sırasıyla 7895,10 m2, 5214,45 m2, 2810,38 m2 ve 20924,19 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 123 ada 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, davacı ... de aynı nedene dayanarak 123 ada 5 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılamada dava ve temyize konu 123 ada 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların davacılar ... ve arkadaşları adına eşit paylarla tapuya tesciline, 123 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline, 123 ada 7 parsel sayılı taşınmaz dava konusu olmadığından tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun değildir.
1-Davalı Hazine'nin 123 ada 7, 8 ve 9 parsellere yönelik temyiz itirazları incelendiğinde,
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Harca tabi davalarda harcın yatırılması koşuluyla dava, hakimin dava dilekçesini kaleme havale tarihinde açılmış sayılır.
Yine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11.maddesi hükmüne göre de, kadastro tutanaklarında belirlenen haklara karşı 30 günlük askı ilan süresi içerisinde kadastro mahkemesine dava açılabileceği gibi, tutanakların kesinleşmesinden sonra aynı kanunun 12/3 maddesi hükmünde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemelerde de dava açılabilir. Askı ilan süresi içerisinde açılan davaların genel mahkemelerde görülmesi mümkün olmadığı gibi, kadastro mahkemesinde açılan davanın askı ilan süresi geçtikten sonra açıldığının belirlenmesi halinde mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli genel mahkemeye gönderilmesi gerekir. Görev kamu düzenini ilişkin olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
Somut olaya gelince, dava ve temyize konu 123 ada 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin yapılmasından sonra askı ilanlarının 30.1.2007 tarihinde yapıldığı 30 günlük askı ilan süresinin 1.3.2007 tarihinde sona erdiği, ... ve arkadaşlarınca davanın 2.3.2007 tarihinde açıldığı ve bu tarih dikkate alındığında davanın 30 günlük askı ilan süresi içerisinde açılmamış olduğu ve kadastro mahkemesinde görülemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin reddine, dosyanın görevli genel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
2-Davalı Hazine'nin 123 ada 5 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava ve temyize konu 123 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazın tespit tutanağı incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. Ne var ki tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında dinlenilerek bu çelişki giderilmemiştir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişilerinden dinlenen ...’in dışında dinlenmeyen tespit bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3133, K. 2011/2165, 4 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama