KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/32 E., 2010/6727 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2010
Karar Metni
400 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 114 ada 14 parsel sayılı 1229.36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm; davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere, tespitte saptanan hukuksal olgulara göre davacı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, temyiz konusu 114 ada 14 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca da yetersizdir.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davalı ...'nın babası ...'nın onaylı nüfus kayıt örneği getirtilerek kimliği bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde...adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar,
davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı,
bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/32, K. 2010/6727, 26 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama