KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/323 E., 2010/6616 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2010
Karar Metni
948 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14.200 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Kadastro sırasında 101 ada 91, 268, 279, 298 ve 107 ada 2, 135 ada 12 parsel sayılı sırasıyla 3376,95 m², 6516,94 m², 1406,56 m², 13.760,38 m², 1414,98 m², 2167,88 m² yüzölçümündeki taşınmazlardan 101 ada 268 ve 298, 135 ada 12, 107 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar, miras yoluyla gelen hakka, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ..., 101 ada 91 parsel sayılı taşınmaz dava dışı ... ..., 101 ada 279 parsel sayılı taşınmaz ise 1/2 hisse ile davalı ... ile dava dışı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının davasını ispatlayamadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; oluşturulan hüküm usul ve yasaya uygun düşmediği gibi yapılan araştırma da yeterli olmamıştır.
1-Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. 101 ada 91 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki dava dışı ... ... olduğu halde davalı olarak gösterilmeyen şahıs aleyhine yargılama yapılarak hüküm kurulmuştur. Davacı taraf dava konusu 101 ada 91 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak tespit maliki olmayan davalı ...’i hasım göstererek dava açmıştır. Hal böyle olunca davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava bulunmamaktadır.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava konusu 101 ada 91 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili davanın husumet yönünden reddine, taşınmaza ait dosyadaki tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilerek tespit gibi davalı ... adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olup, davacının 101 ada 91 parsel sayılı taşınmaz hakkında oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazları bu nedenle yerindedir.
2-101 ada 279 parsel sayılı taşınmazın 1/2‘şer hisse ile davalı ... ile dava dışı ... ... adlarına tespit edildiği göz önünde tutulup, ... ... davaya dahil edilerek husumet yaygınlaştırılıp, davaya ilişkin diyeceğinin olup olmadığı sorulup, varsa delilleri toplanıp ve bundan sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken ... ... davaya dahil edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması dahi isabetsiz olup, davacının 101 ada 279 parsel sayılı taşınmaz hakkında oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazları bu nedenle yerindedir.
3-Davacı tarafın 101 ada 268, 298, 107 ada 2 ve 135 ada 12 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, davacı tarafın, davalının zilyetliğinin malik sıfatıyla olmadığını kanıtlayamadığından söz edilerek karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Davacı taraf, dava dilekçesinde çekişmeli taşınmazın kendi zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirtmiş ise de verdiği delil listesi ile tapu kayıtlarına da dayanarak dosyaya bir kısım tapu kayıtları sunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafın sunduğu tapu kayıtları ile ilgili olarak yöntemine uygun inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın sunduğu tapu kayıtları ilk tesislerinden itibaren bütün tedavülleri ve varsa haritaları ile birlikte getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri araştırılmalı, revizyon gördüğü parseller varsa bunlara ait kadastro tutanak örnekleri istenmeli, davacıya tapu kayıtlarıyla akdi ya da ırsi irtibatlarını kanıtlaması için olanak tanınmalı, bundan sonra mahallinde, davada yararı bulunmayan yaşlı ve ehil kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, üç kişilik uzman fen bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte yerel bilirkişilerden tapu kayıtlarında yazılı köy, mevki ve sınırlar hususunda tek tek ve ayrıntılı bilgi alınmalı, tapu kayıtlarının kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca ve sınırlarının gayri sabit sınırlı ya da sabit sınırlı olup olmadıkları dikkate alınarak belirlenmeli, fen bilirkişi kurulundan yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen noktaları, tapu kayıtlarının kapsamlarını gösterir ve keşfi izlemeye olanak tanır şekilde rapor ve harita düzenlemeleri istenmeli,
çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamında kalması halinde tapu kayıtlarının davalı taraf yararına hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği hususu, davalı tarafın zilyetliğinin niteliği de değerlendirilerek tartışılmalı, tapu kayıtlarının hukuki kıymetini kaybetmediğinin ve çekişmeli taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldığının saptanması halinde tapulu taşınmazlarda sürdürülen zilyetliğin değer taşımayacağı düşünülmeli, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde davalı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin malik sıfatıyla olup olmadığı hususu üzerinde durulmalı,
davacı ile davalı ...’in bayii ... ... adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların kesinleşme tarihlerini gösterecek şekilde tespit tutanak suretleri ile varsa dayanağı belgeleri, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklandığı şekilde bir araştırma yapılmaksızın yazılı gerekçeyle hüküm oluşturulması dahi isabetsiz, davacının 101 ada 268, 298, 107 ada 2 ve 135 ada 12 parsel sayılı taşınmazlar hakkında oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazları da bu nedenlerle yerindedir.
Usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak, eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de mahkemece esas hakkında hüküm verilip davadan el çekildikten sonra miktar sınırlaması yönünden araştırma yapılması.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/323, K. 2010/6616, 23 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama