KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3341 E., 2011/2260 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2011
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 142 ada 89 parsel sayılı 7967,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 142 ada 89 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 7.7.2008 tarihli haritada (A) harfi ile işaretli 3276,975 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına, geriye kalan bölümünün davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmü temyiz eden davalı ... yargılama sırasında kendisine yapılan tebligatın usulsüz olduğunu öne sürmüştür. HUMK 73. maddesi hükmüne göre hakim, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez. Hal böyle olunca davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulunun oluşturulmadığı kuşkusuzdur. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir.
Tebligatın kimlere, hangi koşullarda ve nerede yapılacağı 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğünde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan kanun ve tüzük hükümleri tamamıyla şekli ve emredici nitelikte düzenlemeler içerdiğinden, geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için tebligatın Kanun ve Tüzükte belirtilen yöntem izlenerek yapılması ve izlenen yöntemin tebliğ belgesine de yazılarak belgelendirilmesi gerekir.
Kanun ve Tüzükte belirtilen yöntem izlenerek yapılmayan ve izlenen yöntem belgelendirilmeyen tebligatın usulsüz ve geçersiz sayılacağı, tebligatın geçerli olarak yapıldığının tebliğ belgesi dışında başka bir delille kanıtlanamayacağı kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinde, hükmü temyiz eden davalı ...’a dava dilekçesi ve duruşma oturum gününün 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 21.maddesi hükmü uyarınca tebliğ edildiği, yapılan tebligatta adı geçenin adreste bulunmama sebebinin yazılı olmadığı, bu nedenle böyle bir tebligatın Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı ve usulsüz olduğu kuşkusuzdur. Usulsüz tebligatla yargılama sürdürülüp davalının savunma ... kısıtlanarak hüküm verilemez.
O halde, mahkemece öncelikle davalıya dava dilekçesi ve duruşma oturum günü 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine göre ve usulüne uygun olarak tebliğ edilmeli, davalı taraftan davaya karşı diyecekleri, varsa delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bu yolla davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulu oluşturulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3341, K. 2011/2260, 7 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama