KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3451 E., 2011/952 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2011
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılardan ... İnş.San.Tic.A.Ş. ile ... Yapı Tic.Ltd.Şti. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, asıl davada davacının ve birleşen davada ise, davacı ile davalı şirketlerin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Asıl davada davacının davalı ... yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece kamu hizmetinin yerine getirilmesi sırasında meydana gelen hasar nedeniyle iş sahibi davalı ... Belediyesi hakkındaki davanın idari yargı yerinde görülmesi belirtilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine, diğer davalı şirketler yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm davanın niteliğine, tarafların sıfatına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Y.H.G.K.’nun 28.04.2010 tarih ve 2010/7-216 E., 2010/231 K, Y.H.G.K.’nun 17.3.2010 tarih ve 2010/13-64 E., 2010/145 K sayılı ilamlarında da belirtildiği gibi kamu hizmeti vermekle yükümlü olan davalı belediyenin, kamu hizmetini “doğrudan kendisinin verdiği” sırada, hizmet kusurundan dolayı açılan davaların İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 2.maddesi hükmü uyarınca tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılması gerekir.
Ancak davalı belediyenin kamu hizmetini “bizzat kendisinin yapmadığı” özel hukuk ilişkisine girdiği diğer davalı yüklenici şirkete özel hukuk sözleşmesi ile yaptırdığı durumda ise, bu sözleşmenin yerine getirilmesi sırasında sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilere verilen zararların giderilmesi amacıyla açılan davaların adli yargıda görülmesi gerekir.
3-Öte yandan, davalı ... Belediyesi ile diğer davalı yüklenici şirket arasındaki sözleşme hükümleri bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde iş sahibi olan davalı ... Belediyesi’nin işin yapımı sırasında yüklenici şirkete emir ve talimat verme, işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanındığı görülmektedir.
Böyle bir durumda davalı ... Belediyesi’nin de diğer davalı ile birlikte zarardan ortak (müteselsil) olarak sorumlu tutulması gerekirken davalı ... hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Ayrıca, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda az yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz ardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3451, K. 2011/952, 22 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama