KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3457 E., 2011/314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2011
Karar Metni
670 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ...Ş. ile davalı ... İnşaat Turizm Madencilik Su Getirme San. ve Tic.A.Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davacı ile davalı ... İnşaat A.Ş.'nin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı tarafın davalı ... yönünden kurulan hüküm ile hükmedilen faizin niteliğine, davalı şirketin ise hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece sözleşme hükümlerine göre, işin yapımı sırasında üçüncü kişilere verilecek zararı ödemeyi davalı yüklenici şirketin üstlendiği, iş sahibi davalı ... Belediyesi’nin sözleşmeye göre sorumluluğunun bulunmadığı gerekçe gösterilerek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm de davanın niteliğine, tarafların sıfatına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Eser sözleşmelerinde kural olarak, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmamakta, yüklenici iş sahibinden bağımsız olarak üstlendiği işi sözleşme koşullarına uygun olarak tamamlayıp teslim etmeyi üstlenmektedir.
Bu özellik dikkate alındığında bağımlılık ilişkisi, bir başka deyişle iş sahibinin adam çalıştıran sıfatı bulunmadığından eser sözleşmelerinin yerine getirilmesi ve işin yapımı sırasında yüklenicinin üçüncü kişilere zarar vermesi halinde iş sahibinin zarardan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. Ancak bu kesin bir kural değildir.
İş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede iş sahibine yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olması halinde, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibinin “adam çalıştıran” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerektiği ve sorumluluk türünün de Borçlar Kanunu’nun 51/2 maddesi hükmü uyarınca müteselsil (zincirleme) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda, davalı ... Belediyesi ile diğer davalı yüklenici şirket arasındaki sözleşme hükümleri bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde iş sahibi olan davalı ... Belediyesi’nin işin yapımı sırasında yüklenici şirkete emir ve talimat verme, işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanındığı görülmektedir. O halde davalı ... hakkındaki davanın da esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçeyle husumetten red kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-3095 sayılı Yasa’nın 2/3 üncü maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C.Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur. Bu durumda mahkemece davacının talebi gibi avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dahi davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4-Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda az yukarıda açıklanan hukuksal olgular göz ardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması dahi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3457, K. 2011/314, 25 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama