KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3671 E., 2011/1728 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2011
Karar Metni
497 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 108 ada 125, 129 ada 23 ve 135 ada 38 parsel sayılı sırasıyla 10244,74 m2, 5943,56 m2 ve 36467,27 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 108 ada 125 parsel sayılı taşınmaz davalı ... diğerleri davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacılar ... ve ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava konusu 108 ada 125 ve 135 ada 38 parsel sayılı taşınmazların yarı paylarına yönelik olarak, 129 ada 23 parsel sayılı taşınmazın ise ev dışında kalan bölümlerinin adlarına hükmen tescil edildiğini ileri sürerek dava açmışlardır.
Mahkemece, keşif giderinin yatırılması için verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmü gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Kural olarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, uyuşmazlığın sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması mahkemece kanıtlama yükümlülüğü kendisine ait olduğu belirlenen tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine yöntemine uygun biçimde depo etmesi için kesin süre verilmesi, verilen süre içerisinde keşif giderlerini kabul edilebilir yasal bir mazereti olmaksızın mahkeme veznesine depo etmemiş olması gerekir.
Bu ilkelerin ışığı altında somut olaya bakıldığında; mahallinde keşif yapılmasının zorunlu olduğu, kanıtlama yükülülüğünün davacı tarafa ait olduğu kuşkusuz olup, davacı tarafın yokluğunda 28.8.2009 günlü oturumda keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için 10 günlük kesin süre verildiği ve bu ara kararının davacılara 15.9.2009 tarihinde tebliğ edildiği, keşif giderlerinin mahkeme veznesine depo edilmediği anlaşılmakta ise de davacıların delilleri arasında bulunan Dursunbey Asliye Hukuk Mahkemesinin 9.1.1978 gün 69/95 E.K. sayılı tescil ilamının haritası ile dava konusu 135 ada 38 parsel sayılı taşınmazın komşuları olan taşınmazlara ait tutanak örnekleri ile varsa dayanağı kayıt ve belgeleri getirtilmediğinden dosyanın keşfe hazır hale getirildiğinden sözedilemez.
Hal böyle olunca yerel mahkemece 28.9.2009 günlü oturumda oluşturulan ara kararı kesin süre koşullarını taşımadığından mahkemece davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın delilleri arasında bulunan az yukarıda tarih ve sayısı belirtilen tescil ilamının haritası ile dava konusu 135 ada 38 parsel sayılı taşınmazı çevreleyen komşu taşınmazlara ait onaylı kadastro tespit tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları getirtildikten sonra davada kanıt yükü kendisine düşen davacı tarafa kesin önel verilmeli, keşif giderleri yine yatırılmadığı takdirde şimdiki gibi hüküm kurulmalı,
gerekli keşif giderleri davacılar tarafından kendilerine verilen kesin önel içerisinde karşılandığı takdirde taşınmazlar başında keşif yapılmalı, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3671, K. 2011/1728, 21 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama