KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3784 E., 2010/5707 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2010
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava,taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Makemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden, dava konusu muhdesatların üzerinde yer aldığı 110 ada 88 parsel sayılı taşınmazın 1/4 payının 21.07.2003 tarihinde davacı ... adına miras yolu ile intikal ettiği, 1/4 payın 11.07.2006 tarihinde davacı ...’a, geriye kalan 2/4 payın ise 27.10.2006 tarihinde davalı ...’e satıldığı, tarafların taşınmazda bu suretle paydaş oldukları, davacı tarafın taşınmaz üzerinde bulunan bina niteliğindeki muhdesatın bağımsız bölümlerinin kendilerine ait olduğunu öne sürerek görülen davayı açtığı, dava konusu muhdesatların davalı tarafça satın alınan 2/4 payın satış tarihinden önce meydana getirildiği anlaşılmaktadır.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mukadderatına tabidir. Taşınmazın arzının maliki olan paydaşlar tapu payları oranında taşınmaz üzerindeki muhtesatların da maliki sayılırlar.
Somut olayda; davalı taraf taşınmaz üzerindeki muhdesat meydana getirildikten sonra satın alma yolu ile taşınmazda paydaş olduğuna göre, bu satın alma ile üzerindeki muhdesatın da bedelini ödeyerek taşınmaza sahip olduğu tartışmasızdır. Bu halde sebepsiz zenginleşen tarafın taşınmazdaki paylarını davalıya satan kişiler olduğu, davacı tarafın ise ancak o kişilere karşı B.K.nun 60/1. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak davası açma hakkının doğduğu kuşkusuzdur. Bu nitelikteki dava ise eda davası niteliğindedir. Kural olarak, öğreti ve uygulamada eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yarar dava koşulu olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3784, K. 2010/5707, 12 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama