KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3844 E., 2010/7079 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Açılan bir davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için taraflarca dayanılan ve neticeye etkisi bulunan tüm delillerin eksiksiz toplanması, resmi mercilerde bulunan ve hüküm verilebilmesi için gerekli olan tüm belgelerin getirtilmesi zorunludur.
HUMK'un 1. maddesi hükmüne göre de, mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hiçbir mahkeme kendi görevini aşan bir davaya bakıp sonuçlandıramaz. Bu kural davada ön sorun oluşturan konularda da uygulanır. Bir mahkemenin kendi görevine giren bir davayı sonuçlandırabilmesi daha üst mahkemede görülmesi gereken başka bir uyuşmazlığın çözümüne bağlı olması halinde mahkemenin bu uyuşmazlığı ön sorun yapması, bu konuda üst mahkemede dava açması için ilgili tarafa yetki ve süre vermesi, açılacak davanın sonucunu beklemesi ve ön sorun çözüme kavuşturulup kesin hükme bağlandıktan sonra bunun sonucuna göre önündeki davayı sonuçlandırması gerekir.
Somut olaya gelince, toplanan delillere göre davalılar tarafından Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/412 esas, 2005/1431 karar sayılı dosyasında hasımsız olarak alınan mirasçılık belgesinde ... İlçesi ... köyü hudutları dahilinde 305 parsel sayılı 4610 m2 taşınmazın Gebze Geçici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1957/915 E. 1958/621 K. sayılı ilamıyla ... vereseleri adına yazıldığı miras bırakan ... mirasçıları olduğu benimsenerek davalılara pay verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, mirasçılık belgesinin iptalini talep ederek miras bırakan ...’in mirasçısı kendisi olduğunu, davalıların mirasçı olmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının iddia ettiği ve uyuşmazlık konusu olmayan ... İlçesi ... köyü 320 parsel ile ...
Köyü 803 parsel sayılı taşınmazların Osmanlıca kök kayıtlarının tercümesi uzman bilirkişiye yaptırılmış, bu taşınmazların malikinin ... oğulları ... çocukları ... ve ... olduğu, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporuna göre de bu taşınmazların maliki ...’in miras bırakan ... olduğu ve çocuksuz ölmesi nedeniyle mirasının kardeşi ...’ye geçeceği dolayısıyla ...’ye mirasçı olan davacıların mirasçı olacağı yönündeki raporu benimsenerek dava kabul edilmiştir.
Uyuşmazlığa konu 305 parsel kayıt maliki ... ile davacının miras bırakanı ... kardeşi ...’in aynı adı taşıdıkları fakat lakaplarının farklı olduğu anlaşılmaktadır. Miras bırakanın nüfusta kayıtlı bulunmadığı gözetildiğinde, davacının mirasçı olduğunun kabul edilebilmesi için muris ile kayıt malikinin aynı kişi olduklarının belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Ne var ki bu husus ancak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabilecek bir dava ile kanıtlanabileceği, bu uyuşmazlığın dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemesinde çözümlenemeyeceği kuşkusuzdur. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3844, K. 2010/7079, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama