KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3874 E., 2011/2470 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2011
Karar Metni
782 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 133 ada 40 ve 102 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 1254.68 m2 ve 17.396.76 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak bir payı ... mirasçıları adına elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre, bir payı ölü ... Solak adına tespit edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları miras hakkına dayanarak dava konusu taşınmazların miras bırakan ... mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kesin süreye uyulmadığı gerekçe gösterilerek davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmü uyarınca reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmünde taraflardan her birinin dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderler mahkeme veznesine yatırılmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır.
Bu hükmün amacı, verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzun süre elde kalmasını önlemektir. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde gereken giderleri vermeyen taraf sadece gider yapılmasını gerektiren işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz.
Bu olgunun sonucu olarak da verilen kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde gider yapılmasını gerektiren işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir.
Kesin süreye uymamanın doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, kesin süreden söz edilebilmesi için ara kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun kuşkuya yer vermeyecek biçimde tam olarak açıklanması, yatırılması istenilen giderlerin miktarının ara kararında ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin giderin temin edilip yatırılabilmesi için makul ve yeterli uzunlukta olması, gider yatırılmamasının sonuçlarının taraflara açıkça anlatılması ve tarafların bu konuda uyarılması zorunludur.
Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi gerekir. Somut olayda komşu parsel tutanakları dosyada bulunmakta ise de komşu 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın dayanak tapu kaydının tüm tedavülleri ile birlikte ilgili yerlerden getirtilmemiştir.
İspat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir.
Taraflara tanıklarını taşınmaz başında hazır etmeleri gibi bir zorunluluk yüklenemeyeceğinden keşif kararı verilmesi halinde keşif gün ve saati ile hazır bulunacakları yerin taraf tanıklarına ve bilirkişilere davetiye ile bildirilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca mahkemece öncelikle mahkeme heyeti yolluğu, bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret ve davetiye giderleri ile araç ücretinin tespit edilmesi, davetiye tebliğinin zaman alacağı da gözetilerek davetiye giderlerini yatırması için verilecek sürenin diğer giderlerin yatırılması için verilecek süreden daha kısa belirlenmesi,
ispat yükü üzerinde olan tarafa belirlenen mahkeme heyeti yolluğunu, araç ücretini, bilirkişiler ve tanık ücretlerini, bilirkişi ve tanıklar adına çıkartılacak davetiye giderlerini, karşı tarafa da dinletmek istediği tanıkları için belirlenen ücret ve davetiye giderlerini mahkeme veznesine yatırmaları için kesin süre verilmesi, davetiye giderlerinin yatırılması halinde öncelikle bilirkişi ve tanıklar adına davetiye çıkartılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında mahkemece 25.11.2008 günlü oturumda taşınmaz başında keşif yapılmasına karar verilmiş, keşif günü olarak da 27.02.2009 günü belirlenerek keşif giderlerini mahkeme veznesine yatırması için davacı tarafa keşif gününe kadar kesin süre verilmiştir. Ne var ki, ara kararında bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret ve bunlara çıkartılacak davetiye giderlerinin belirlenmediği, bu giderlerin yatırılması için taraflara kesin süre verilmediği gözetildiğinde keşif yerinde hazır bulunma zorunluluğu olmayan bilirkişi ve tanıkların taşınmaz başına gelmemeleri nedeniyle keşfin sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğu kuşkusuzdur.
Kaldıki gerçek kişiler arasında görülmekte olan temyize konu davada yapılacak keşifte refakate alınacak orman ve ziraat bilirkişilerince verilecek raporların davanın çözümlenmesine bir katkı sağlamayacağı gibi, bir fen bilirkişisi yeterli iken iki fen bilirkişisi için ücret takdir edilmesi de usul ekonomisine aykırıdır.
Hal böyle olunca mahkemece verilen kesin sürenin yöntemine uygun olmadığı, böyle bir ara kararına dayanarak davada kesin süre sonuçlarının uygulanamayacağı gözetilerek yeni bir keşif günü belirlenmesi, davacı tarafa keşif giderlerini depo etmesi için yeniden ve az yukarıda açıklanan şekilde yöntemine uygun biçimde kesin süre verilmesi, keşif giderleri yine yatırılmadığı taktirde şimdiki gibi hüküm kurulması, keşif giderleri yatırıldığı taktirde taşınmaz başında keşif yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda delillerin toplanması,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3874, K. 2011/2470, 13 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama